izmir escort rus pornosu porno seyret

Uluocak: Bizim başka vatanımız yok!

Demokrat Parti Merkez Karar Kurulu Üyesi Süleyman Uluocak’ın “Türkiye Ekonomisi Nereye gidiyor?” konulu paneline yoğun ilgi gösterildi.

- Bu haber 718 kez okundu.

Uluocak: Bizim başka vatanımız yok!
 
Cari açığımız Yunanistan'dan fazla  

Demokrat Parti Merkez Karar Kurulu Üyesi Süleyman Uluocak’ın, DP Zeytinburnu İlçe Binası’nda her hafta düzenlediği ve her kesimden insanın büyük ilgisini çeken panelin bu haftaki konusu “Türkiye Ekonomisi Nereye gidiyor?” oldu. Konuşmacı olarak İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gökçen'in katıldığı panele katılımın yüksek olması gözlerden kaçmadı.

Bizim başka vatanımız yok

Toplantının açılış konuşmasını yapan Mimar Süleyman Uluocak, Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Türkiye’nin en önemli devlet kurumları kamuoyu önünde yıpratılmaktadır" diyen Uluocak, tutuklu bulunan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un TSK’ya sızmış Ergenekon üyesi sıfatıyla ömür boyu hapis istemi ile yargılanmasına dikkat çekerek, "Kamuoyunda MİT Teşkilatının Kandil’de terör örgütü yetkilileri ile görüştüğünü, MİT elamanlarının KCK’nın kuruluşunda rol almaları, özerk Kürdistan’ın kurulması için MİT yetkililerinin sözde Kürt liderler ile pazarlık halinde oldukları yazılıp çizilmektedir. Bu haberlerin kamuoyunu meşgul ettiğini ve bu haberler kullanılarak devletimizin ve milletimizin birlik ve beraberliğine zarar verilmektedir. Bizim başka vatanımız, başka devletimiz yoktur" dedi.  

Cari açıktan beslenenler var

“Türkiye çok büyük bir cari açıkla karşı karşıya olup, ekonomimiz tamamen kuşatılmış durumdadır" diyen Uluocak ekonomi ile ilgili de şunları söyledi, "Komşumuz Yunanistan gayri safi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 8’i gibi bir cari açıkla iflasın eşiğinde olurken biz yüzde 9,5 oranı cari açıkla şuanda dünyada en büyük orana sahibiz. Brezilya’da cari açık oranı yüzde 2.5, İtalya’da yüzde 3.5’dur. Üretmeyen bir ülke konumundayız. Bunun için bizler Demokrat Parti, Adalet Partisi, Doğruyol Partisi ve Anavatan Partisi gibi geçmiş de olduğu gibi üreten bir ülkenin alt yapısını yaratmalıyız. Cari açık için GSYH’nın yüzde 5’i kadar risk yoktur diyenler ile cari açığın finansmanı yapıldığı sürece risk yoktur diyenler, mutlaka bu cari açıktan beslenenlerdir.”  Türkiye'de üretim değil tüketim için cari açık yaratıldığını söyleyen Uluocak, "Türkiye ekonomisi bugün yatırım malı ithal etmek ve yatırım yapmak için cari açık vermiyor. İstenirse ülkemizde üretebileceğimiz ara malı, hammadde ve tüketim mallarını ithal etmek için cari açık veriyor. Cari açığın düşmesi ithal ettiğimiz bu ara malı ve hammaddenin ülkemizde üretilmesine bağlıdır. İthal ettiğimiz bu malların mutlak surette geçmiş de bizim hükümetlerimiz zamanında olduğu gibi, ülkemizde hür teşebbüsün devlet teşvikleriyle desteklenmesi suretiyle üretilmesi gerekmektedir" diye konuştu.

Sanayi tesislerini eski hükümetlere borçluyuz


Cumhuriyet döneminin ilk yılları dışında ülkedeki sanayi tesisleri başta olmak üzere bütün yatırımların Menderes, Demirel ve Özal hükümetleri zamanında yapıldığını ifade eden Uluocak, "Bugünkü iktidarın yaptığı tek şey geçmişde bizim iktidarlarımız tarafından yapılan yolları genişleterek duble yollar haline getirmek, bir de dağa, taşa, yeşil alana devlet eliyle  TOKİ olarak bina dikmek. Boğaz Köprüsü Demirel hükümeti, FSM Köprüsü Özal hükümeti döneminde yapılmıştır. AKP 10 yıldır iktidarda olduğu halde, daha 3. köprünün güzargahını bile ihale edememiştir. Yani günümüzde böyle büyük tesislerin yapılması yerine, dışa bağımlı ve üretmeden tüketmeyi ilke edinmiş bir yönetimle karşı karşıyayız” dedi.  Krizin ayak sesleri duyuluyor Uluocak’tan sonra söz alan İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gökçen ise 2008 yılında yaşanan ve bütün Dünya’yı etkileyen ekonomik krizin çıkış sebeplerini açıklayarak, uzun vadeli verilen krediler ve malların ekonomiye olumsuz etkilerinden bahsetti. "Mortgage adı verilen sistemle Dünya’nın bir çok ülkesinde çok uzun vadeler ile verilen konutların zamanla değerlerinin yükselmesi ve kredi geri ödemelerinde yaşanan aksaklıklar bankaları ve finans kuruluşlarını iflasın eşiğine getirdi" diyen Gökçen, "Biz de o zaman böyle bir uygulama olmadığından ülkemiz bu krizden çok etkilenmedi. Ancak geçen zamanda görüyoruz ki, şuan gelinen noktada krizin başlangıcı olan faktörler ülkemizde yavaş yavaş oluşmaya başladı. Her gün yenisi yapılan konutlar, ayda 250-300 TL’ye verilen otomobiller, bir mesaj ile alınan krediler ülkemizdeki insanları harcama çılgınlığına doğru sürüklemektedir. Bu çılgınlıkla kredi kartı kullanan ve bir müddet sonra borçlarını ödeyemez hala gelen vatandaşların sayısı her yıl milyonlarla ifade ediliyor. İcra mahkemeleri, bu borçları ödeyemeyen insanların dosyaları ile dolup taşıyor. Hükümet dışarıdan gelen sıcak parayı piyasaya sürerek krizin çıkmasını ertelerken, bankalar milyonlarca insandan kredi alacaklısı olmasına rağmen, hala insanlara kredi verme yarışı içerisinde. Bir yandan para verip öte yandan bu parayı tahsil edemiyorsan ve hala para vermeye uğraşıyorsan bu işte bir sorun var demektir" ifadesini kullandı.  Prof. Dr. Ahmet Gökçen’in konuşmasından sonra toplantıya katılan konuklar ekonomik alandaki fikirleri beyan ederek Gökçen’e sorular yönetti. Toplantının kapanış konuşmasını da DP Zeytinburnu İlçe Başkanı Av. Temel Yavuz yaptı.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik ya da ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde hiçbir içeriği site’de paylaşmayın.