banner156

DEVLET KENDİ İÇİNDE Kİ BU SESİ DUYMALI!

Görevini layıkıyla yapan ve uygulamalarıyla Devletin milyonlarca dolar zarar etmesinin önüne geçen Gümrükler ve Ticaret Başmüfettişi İlter Kuşoğlu'nun , tek başına yürüttüğü hukuksal mücadelesinde sona doğru gelindi.

- Bu haber 2641 kez okundu.

DEVLET KENDİ İÇİNDE Kİ BU SESİ DUYMALI!
banner196
TEK BAŞINA DEV MÜCADELE!
Ünlü bürokrat Kuşoğlu denetim ve kontrolünden sorumlu olduğu gümrüklerde yaşanan çarpıcı ilişki ve nahoş durumların önünü kesebilmek için verdiği hukuksal mücadelesi nihai sonuca  varmak üzere...

Kamu Görevlileri Etik Sözleşmesinde ifadesini bulan; “Kamu hizmetinin her türlü özel çıkarın üzerinde olduğu ve kamu görevlisinin halkın hizmetinde bulunduğu bilinç ve anlayışıyla; Görevimi insan haklarına saygı, saydamlık, katılımcılık, dürüstlük, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetme ve hukukun üstünlüğü ilkeleri doğrultusunda yerine getirmeyi, Görevimi, görevle ilişkisi bulunan hiçbir gerçek veya tüzel kişiden hediye almadan, maddi ve manevi fayda veya bu nitelikte herhangi bir çıkar sağlamadan, herhangi bir özel menfaat beklentisi içinde olmadan yerine getirmeyi, Kamu Görevlileri Etik Kurulunca hazırlanan yönetmeliklerle belirlenen etik davranış ilke ve değerlerine bağlı olarak görev yapmayı ve hizmet sunmayı taahhüt ederim ” doğrultusundaki milli, hukuki, ahlaki kural ve kaidelere bütünüyle aykırı iş, işlem ile çıktıların kanıksanmış olduğu, rahatsızlık duyulmadığı; MAHKEMECE tesbit edilen Gümrükler Baş Kontrolörü İlter Kuşoğlu, şimdi de

“PKK Kongra Gel Terör Örgütünün propagandasını yapmak suçundan mahkeme nezdinde yargılaması devam etmekte olan personelin, Sabiha Gökçen Havalimanı Dış Hatlar Terminali gibi stratejik bir noktada istihdam edilmesinin yanlışlığını ortaya koyan raporun basit kelime hataları gerekçe gösterilerek iade edildiği”; Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin inceleme sonucu verdiği bu KARAR ile önceki Kararının BOZULMASINI isteğiyle dosyayı Danıştay’a gönderdi.

Şimdi, gözler Danıştay’da ve yüce adaletin tecelli etmesi merakla bekleniyor…

İşte, dava konularının detaylarını açıklayan O Mahkeme yazıları…

DANISTAY ILGILI HUKUK DAIRESI’NE GÖNDERILMEK ÜZERE
3. IDARE MAHKEMESI’NE


DOSYA

ESAS NO : 2009/1531

KARAR NO : 2011/2927


TEMYİZ EDEN DAVACI : İLTER KUŞOĞLU (T.C. 33296094972)

Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

Anafartalar Caddesi No: 6 Kat: 11 ULUS/ANKARA

DAVALI: GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI ANKARA

K. TEBLİĞ TARİHİ : 14.03.2012

TEMYİZ KONUSU:Ankara 3. İdare Mahkemesinin 28.12.2011 gün ve 2009/1531 E. 2011/2927 K. sayılı kararının BOZULMASI dileğiyle temyiz talebidir.

TEMYİZ NEDENLERİ :
İşbu başvurumuza ilişik 27.12.2010 ve 16.08.2010 tarihli Dilekçeler kapsamında detaylarına yer verildiği üzere;
Kurum demirbaşına kayıtlı silah ve mermilerin kanunen teslim edilmesi mümkün bulunmayan dönemin Gümrükler Genel Müdürüne verildiği, Müsteşarlık tarafından mevzuat hükümlerine aykırı bir şekilde resmi kimlik belgesine “silah taşımaya yetkilidir” şerhinin düşüldüğü ve mülga-mer’i Türk Ceza Kanunu hükümleri doğrultusunda; “zimmet” “zimmete sebebiyet vermek” “görevi suistimal” gibi aleni suçları işaret etmesinin görmemezlikten gelinerek ve konu ile ilgili şahsımıza yönelik ikna çabalarından sonuç alınamamasının ardından, söz konusu suçların müsebbiplerinden alınan “yapılacak bir işlem bulunmamaktadır” doğrultusundaki onay kapsamında, Türk Ceza Kanununda suç olarak tanımlanan bir fiilin suç olmaktan çıkarıldığı;
Yürütülen soruşturmalarda ihtiyaç duyulan belge ve bilgilerin zaman geçirilmeksizin intikaline yönelik kanun hükmüne rağmen, hakkında kaçakçılık iddiası ile soruşturma yürütülen firmaya ait ithalat ve ihracat bilgilerinin 2 yıl boyunca verilmemesi adına çeşitli bilgi başta olmak üzere kirliliklere, polemiklere tevessül edildiği, soruşturmanın tarafımızdan alınmasına yönelik yazıların düzenlendiği ve bilahare tespit edildiği üzere Dahilde İşleme Rejimi kaynaklı taahhütleri doğrultusunda yaklaşık 5.000.000 $ değerinde hayali ihracatı tespit edilen firma sahibinin;

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin makam ve mevkilerinde bulunan kamu görevlilerine ne kadar ve hangi sebeple rüşvet verdiği, aleni kaçakçılık fiilinin görmemezlikten gelinmesi adına hangi müfettişe ne kadar para ödediği, firmasına ait ithalat ve ihracat bilgilerinin verilmemesi konusunda kimlerin rol aldığı, kaçakçılık fiillerini ortaya çıkaran ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde suç duyurusunda bulunmamız sebebiyle nasıl, ne şekilde ve kimler tarafından mağdur edileceğimizi, yürüttüğümüz soruşturmaların ne şekilde durdurulacağı, Gümrük Müsteşarlığı bünyesindeki çeteleşmenin her dönem ve her halükarda varlığını ve etkinliği sürdüreceği, isimlerini zikrettiği kamu görevlilerinin birbirlerini her zaman koruyup kolladığı, bu oluşuma karşı çıkanların bertaraf edileceği ”

İçeriğine sahip, beyan öncesi ve sonrasında ikmal olunan iş, işlemlerle, suç olmayan fiiller gerekçe gösterilerek hakkımızda peş peşe soruşturmalar açılması gibi garabet çıktılarla ayniyle vaki kılınan ikrar, itiraf ve öngörülerini haiz olup, kamera kayıtları ile de tespiti sağlanan iddialar konusunda herhangi bir çıktıda bulunulmadığı, aksine hakkında rüşvet iddiası bulunan şahıs başkanlığında komisyon teşkili yoluna gidildiği;

Günümüz Türkiye’si iş ve siyaset dünyasının etkin kişilerinin de yer aldığı, 93.000.000.000 $ (DOKSAN ÜÇ MİLYAR DOLAR) işlem hacmine ulaşan “Dahilde İşleme Rejimi Uygulamasındaki Suistimallerin Tespiti” konulu sürdürdüğümüz inceleme, araştırma ve soruşturmanın talimatla durdurulduğu, idarelere söz konusu soruşturmaya ilişkin emir ve talimatların dikkate alınmaması yönünde (resmi yazıya dercedildiği şekilde) baskılarda bulunulduğu, 2005/1 sayısı ile birisi gerçek diğeri sahte 2 genelgenin düzenlendiği, gerçek genelgenin kurum bünyesinde dağıtıldığı, Korsan Genelgenin ise soruşturma raporlarının gönderildiği Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına intikalinin sağlandığı, savcılıkça sürdürülen soruşturmanın, hatalarla, yanlışlıklarla malül haldeki yazı ve raporlarla etkilendiği, Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yazılı olarak gönderimi sağlanan talimatların oluşturulan sun’i gerekçelerle başka platformlara taşındığı;

Türkiye Cumhuriyeti sınırlarındaki gayri yasal iş ve işlemlerin önlenmesi gibi bir misyon ve sorumluluğa sahip Gümrük Müsteşarlığına ait, 24 saat esasına göre güvenlik personelinin istihdam edildiği, manyetik kartlarla giriş-çıkışın gerçekleştirildiği, Anafartalar Caddesi No: 6 Ulus/ANKARA adresli binadaki bir odasına girilmeye yeltenilmesi sonrasında, bu kalkışmanın sebep ve sorumluları ile sebebini araştırmaktan daha çok olayın basın organlarına nasıl, ne şekilde ve kimler tarafından intikal ettirildiğinin tespitine çalışıldığı, ikmal edilen inceleme sonrasında da “girilmeye kalkışılan oda kapısının ahşap olması ve kapı üzerinde gizli girilmez ibaresinin yer almaması” gibi fıkralara konu olabilecek şekilde kapının suçlandığı;

Rutin bir uygulama olarak süregelen, soruşturmalar konusu firmalarla ilgili istenilen bilgilere yönelik olarak “bilgi talep edilen firmaların, durdurulan Dahilde İşleme Rejiminde Karşılaşılan Suistimaller konulu incelememiz içerisinde bulunduğu” mealinde düştüğümüz şerhten dolayı “idareyi boş yere meşgul etme ve gereksiz yazışma” suçundan (!) Uyarma,

İhbarda bulunan şahsın kanun hükümleri gereğince korunması gereken bilgilerini aktarmamamızdan dolayı “Görevden Uzaklaştırma” savıyla savunma istenmesinden, ardından rüşvet ile kaçakçılık iddiaları kapsamında sürdürülen soruşturmalara yönelik ikna çabalarının sonuçsuz kalmasından sonra bu niyeti haiz yazının sehven tanzim edildiği mazeretinin ileri sürülerek yazının geri çekildiği, bilahare de “istenilen bilgileri zamanında karşılamama, gereksiz yere evrak, zaman ve iş kaybına sebebiyet verme” suçundan (!)

Kınama,

Cezalarının tatbiki gibi hakka, hukuka, gerçekliğe, doğruluğa, ahlaka aykırılığı aşikar çıktılarda bulunulduğu, söz konusu aykırılıklara yönelik itirazların hiçbir aşamada dikkate alınmadığı, hukuksuzluğun hukukunun oluşturulduğu, mezkur adaletsizliklerin geri planında 93.000.000.000 $ işlem hacmine sahip Dahilde İşleme Rejimi konulu soruşturmanın devam etmesine yönelik düşünce ile ısrarın oluşturduğu gerçeğinin aleniyet kazandığı, söz konusu cezalara gerekçe gösterilen ve görevin gerekliliği içerisinde bulunan fiillerin, benzer mahiyetteki talepler kapsamında defalarca işlenmesinden dolayı o fiillerle ilgili olarak da “suç ise” disiplin cezası verilmesi gerektiğine yönelik taleplerimizin görmemezlikten gelindiği;

T.B.M.M. Başkanlığına intikali sağlanan yazılı soru önergelerine yönelik hazırlanan resmi yazı içeriklerinin gerçek dışı olduğunu ortaya koyan yazı ve raporlarımızın kabul görmediği, bu kapsamdaki müracaatlarımız sonrasında düzenlenen raporlarda, Türk Ceza Kanunu hükümleri dikkate alınmaksızın “bu gerçek dışılıkların siyasi sorumluluk doğurduğu” şeklinde kabul edilmesi mümkün olmayan gerekçelere yer verildiği, diğer bir ifadeyle T.B.M.M. nezdinde işlem gören yazılı soru önergeleri ile ilgili olarak gönderimi sağlanan resmi yazılardaki gerçek dışılıkların, Türk Ceza Kanunu hükümleri kapsamında suç olduğu gerçekliğinin göz ardı edildiği;

“İlave bilgi ve belgelerin aktarılacağına” yönelik taahhütlere rağmen gönderimi sağlanan ihbarlarla ilgili gereğinin yapılmadığı,

Türkiye Cumhuriyeti Devletine güvenerek ihbarda bulunanların kaçakçılık zanlısı kişilere resmi yazılar kapsamında bildirildiği,

PKK Kongra Gel Terör Örgütünün propagandasını yapmak suçundan mahkeme nezdinde yargılaması devam etmekte olan personelin, Sabiha Gökçen Havalimanı Dış Hatlar Terminali gibi stratejik bir noktada istihdam edilmesinin yanlışlığını ortaya koyan raporun basit kelime hataları gerekçe gösterilerek iade edildiği;

Yazılı ve görsel basın arşivinde büyük bir yer tutan yolsuzluklara yönelik operasyonların geri planını oluşturan somutluklar ve sorumlular ortada iken; “Kamu görevlilerinin kaçakçılarla birlikte hareket etmeleri, strateji belirlemeleri vahimdir” içerikli cümleden hareketle bu gerçekliğin geri planının sorgulanması yerine söz konusu gerçekliğe dikkat çektiğimizden dolayı hakkımızda soruşturmaların açıldığı, kaçakçılık zanlısı şahısların yalan beyanlarına muhatap kılındığı;

Kamu Görevlileri Etik Sözleşmesinde ifadesini bulan; “Kamu hizmetinin her türlü özel çıkarın üzerinde olduğu ve kamu görevlisinin halkın hizmetinde bulunduğu bilinç ve anlayışıyla; Görevimi insan haklarına saygı, saydamlık, katılımcılık, dürüstlük, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetme ve hukukun üstünlüğü ilkeleri doğrultusunda yerine getirmeyi, Görevimi, görevle ilişkisi bulunan hiçbir gerçek veya tüzel kişiden hediye almadan, maddi ve manevi fayda veya bu nitelikte herhangi bir çıkar sağlamadan, herhangi bir özel menfaat beklentisi içinde olmadan yerine getirmeyi, Kamu Görevlileri Etik Kurulunca hazırlanan yönetmeliklerle belirlenen etik davranış ilke ve değerlerine bağlı olarak görev yapmayı ve hizmet sunmayı taahhüt ederim ” doğrultusundaki milli, hukuki, ahlaki kural ve kaidelere bütünüyle aykırı iş, işlem ile çıktıların kanıksanmış olduğu, rahatsızlık duyulmadığı;

Azerbaycan, Fas, Filistin, Ukrayna, Meksika, Polonya Büyükelçilikleri gibi onlarca büyükelçiliklerin ihtiyaçlarına yönelik tanzim edilen Diplomatik Takrirlerde tahrifat yapılarak sahte belgeler düzenlendiği, sahte şekilde düzenlenen takrirlere dayalı olarak gümrük hattı dışı eşya satış mağazalarından temin edilen eşyaların piyasada satılarak büyük kazançların sağlandığı doğrultusunda olup, tahrif edilmiş ve asıl nüshalar gibi somut delil ve belgelere haiz iddialarla ilgili olarak ihbarda bulunanın ilave bilgi ve belgeleri tevdi edeceğine ilişkin taahhüdünün dikkate alınmadığı, lazım gelen her türlü delile sahip iddialar konusunda düzenlenen raporda, ihbar esnasında elden teslim edilmesinin dışında değişik kurum ve kuruluşlardan temin edilmesi mümkün bulunan belgelerle ilgili olarak; “Dışişleri Bakanlığı arşiv olanakları…” gibi kabul görmesi mümkün olmayan gerekçeye dayalı şekilde raporun düzenlendiği, soruşturmanın ve sonucunun uygunsuzluğunu ortaya koyar mahiyetteki rapor ve yazıların ise dikkate alınmamasının yanı sıra ilgili firmanın sınır kapılarının modernize edilmesine yönelik ihalelere girmesinde herhangi bir sakınca görülmediği;

Bütün risklerine ve maruz kalınan haksız, hukuksuz çıktılara, her fırsatta tekrarlanan; sınırlarımızın güvenli olduğuna, yasa dışı ticaretin en zor yapıldığına yönelik beyan ve demeçlere, yüzlerce personele, son sistem arama ekipmanlarına, kameralar önünde show yaptırılan dedektör köpeklere rağmen, Türkiye sınırından Bulgaristan’a çıkışı gerçekleştirilen 44 kilogram eroinin ısrarlı ve inatla takibi sonucunda yakalanmasını sağlamamız sonrasında “yazılı olarak uyarılmamız” gibi garabet bir çıktının kabul gördüğü, bu vahim durumun haksızlığına ve hukuksuzluğuna yönelik itiraz içerikli dilekçenin ise tahmine dayalı şekilde iadesi yoluna gidildiği;

Hülasa; sahip olunan yetkinin adaletsiz, haksız, hukuksuz, keyfi şekilde kullanımına ilişkin vahim ve düşündürücü çıktılar ile yer verilebilen ve yer verilemeyen yüzlerce iş ile işlemin vücut bulduğu, söz konusu gerçekliklere ilişkin somutlukları ve müsebbipleri aşikar kılar mahiyette binlerce sahifelik rapor, yazı ve dilekçelerle ilgili gereğinin ikmal edilmediği, kanun hükümlerinin hiçe sayıldığı, fütursuzluğun, adaletsizliğin, haksızlığın tavan yaptığı, bu kapsamda ve konjonktüre bağlı olarak çıktıda bulunanların ise kabul ve takdir görerek makam ve mevkilerle ödüllendirme yoluna gidildiği,

HUKUKSUZLUĞUN HUKUKUNUN OLUŞTURULDUĞU,

YOLSUZLUKLARLA DEĞİL YOLSUZLUKLARLA MÜCADELE EDENLERLE MÜCADELE ETMEK ANLAYIŞININ SOMUTLUK KAZANDIĞI,

KİŞİSEL ÇIKARIN, HER TÜRLÜ İNANÇ, DEĞER VE DOĞRULARDAN ÖNDE GELDİĞİ,

“ADALET” KAVRAMININ, DUVARLARDA VE METİNLERDE YER ALMASINDAN ÖTE BİR ANLAM İFADE ETMEDİĞİ,

Bir platformda; işbu dilekçemiz içeriği konuda da haksızlığın önleneceğine, adaletin tecelli edeceğine dair bir beklenti içerisinde bulunulmamakla birlikte olumlu addedilebilecek kavram ve değerlerden yoksun manzaranın tamamlanması adına temyize başvurulmuştur.

İşbu temyiz başvurumuz, mezkur manzaranın tamamlanması kaygısının yanı sıra, yolsuzluklarla, haksızlıklarla, hırsızlıklarla yıllar boyunca mücadele edilmesine karşın neden başarısız olunduğunun cevabına katkı sağlama, bu doğrultuda mücadele edenlerin, herkese ve her şeye rağmen görevini layıkıyla yapma gayreti içerisinde bulunanların maruz kaldıkları haksızlıkları, mücadele etmeyi düşünenlerin ise akibetlerinin ne olacağını gözler önüne serme amacına da yönelik bulunmaktadır.

Sürecin başından itibaren;

a) Yasallık İlkesi

b) Non Bis İn İdem ilkesi (Tek Eyleme Tek Ceza)

c) Hak Arama Yollarının Gösterilmesi İlkesi
d) Kılık Değiştirmiş Disiplin Cezası Verme Yasağı İlkesi (Gerçek Amacın Saklı Tutularak Disiplin Cezası Niteliğinde Olmayan Hukuksal Durumlar Oluşturularak Disiplin Cezası Verilemeyeceği İlkesi)
Doğrultusundaki Disiplin Hukukunun temel ilkelerine aykırılığı aşikar çıktıların son aşamasını oluşturan Ankara 3. İdare Mahkemesinin 2009/1531 Esas, 2011/2927 Karar No’lu, 28.12.2011 günlü kararında; Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun 2001/427 Esas, 2004/448 Karar No’lu, 01.04.2004 tarihli Kararı’nda da belirtildiği üzere; “…herhangi bir disiplin cezası alanlara ayrıca bir de aylıktan kesme cezası niteliği taşıyan şekilde belli bir süre ek ödemeden yararlandırmama yoluna gidilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Zira disiplin cezasına konu eylemler için uygulanacak yaptırım mevzuatta belirlenmiş olup, idari düzenlemeyle disiplin cezasının yanında aynı eylemden dolayı bir de gelir mahrumiyetine yol açacak biçimde düzenleme getirilmesine olanak tanıyan bir yetki davalı idarelere tanınmamıştır…” doğrultusundaki tespit ile yukarıda da yer verildiği üzere “Tek Eyleme Tek Ceza” ilkesi dikkate alınmamıştır.
Dava Dosyasının incelenmesi neticesinde anlaşılacağı ve 3. İdare Mahkemesinin mezkur kararında da yer verildiği üzere; “İdareyi boş yere meşgul etme, gereksiz yazışma yapma” şeklindeki bir fiilin suç ve/veya kabahat olarak hiçbir hukuki metinde yer almadığı, “ KANUNSUZ SUÇ VE CEZA OLMAZ ” doğrultusundaki hukukun esasını oluşturan ilkenin yerle bir edildiği bir gerçeklikte, Anayasa’nın 128’inci maddesinde ifadesini bulan kural bağlamında kanun veya KHK hükümlerine istinaden sahip olunan yetkiden hareketle yürürlüğe konulan idari düzenlemelerin kanun olarak kabul görmesinin, mezkur haksızlıklara, hukuksuzluklara ilave olarak fazla çalışma ücreti ile ek ödemenin kesilmesinin uygun görülmesinin de haklı ve hukuki bir tarafı olmadığı aşikardır.


HUKUKİ SEBEPLER: İlgili mevzuat hükümleri.
S O N U Ç : Arz ve izah edilen sebeplerin yanı sıra Sayın Heyetinizce re’sen belirlenecek diğer sebeplere istinaden Ankara 3. İdare Mahkemesinin 14.03.2012 günü tebliği gerçekleştirilen 28.12.2011 tarih ve 2011/2927 K. sayılı Kararının BOZULMASINI, saygı ile arz ve talep ederim. 05/04/ 2012.
            
Davacı : İlter KUŞOĞLU
HABER: İbrahim Erdem Karabulut 

KİRLİ VE GİZLİ ELLER İLTER KUŞOĞLU'NUN ODASINDA NE ARAMIŞTI!
Dürüstlüğü ve Uyuşturucuyla mücadele ederek gümrük kapılarında ki denetimiyla eski parayla devletin kasasına 20 Milyon lira maddi zarardan kurtar'an İlter kuşoğlu'nun daha önceden medyayada yansıyan sıkı güvenlik önlemine rağmen odasına girilmiş ve özel dosyalarının konulduğu kasası darp edilmişti.



Bu video Adobe Flash Player'ın son sürümünü gerektirmektedir.

Adobe Flash Player'ın son sürümünü indirin.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik ya da ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde hiçbir içeriği site’de paylaşmayın.