izmir escort rus pornosu porno seyret

PROF.DR.KESKİNBORA:GÖZ VÜCUDUN DİNAMOSUDUR!

Avrasya Hospital Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Kadir Keskinbora, glakom hastalığı ve bebeklerde yaşanan göz yaşı kanalı tıkanıklığı ile ilgili gazetemize önemli açıklamalarda bulundu

- Bu haber 817 kez okundu.

PROF.DR.KESKİNBORA:GÖZ VÜCUDUN DİNAMOSUDUR!
Selvi Sarıtaç - Kent Yaşam
İstanbul'un sayılı hastanelerinden biri olan Avrasya Hospital'ın doktorlarından Prof. Dr. Kadircan Keskinbora, göz sağlığı ile ilgili olarak önemli açıklamalarda bulundu. Alanında en değerli uzmanlardan biri olarak kabul edilen Prof. Dr. Keskinbora, "Göz, diğer organlarımızı da ayakta tutan ve onlara işlevsellik kazandıran en önemli uzvumuzdur. Bu nedenle göz sağlığı olmazsa olmazların başında gelmektedir" dedi. Prof. Keskinbora, özellikle çocuklarda gözyaşı kanalı tıkanıklığı ve glakom konusunda açıklamalar yaptı.
Gözyaşı kanalı tıkanıklığı sık görülür
Gözyaşı kanalı tıkanıklığının çok karşılaşılan bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Keskinbora; "Yenidoğan bebeklerin yüzde 6'sı ile yüzde 20’sinde görülür. Çoğunlukla kendiliğinden düzelse de, bazılarında devam eder. Gözyaşı bezlerinden salgılanan gözyaşı, gözü sürekli nemli tutmaya yarar. Görevini yapan gözyaşı, göz pınarının hemen yanında, gözün üst ve alt kapaklarının buruna yakın kısmında bulunan iki delikten buruna doğru pompalanır. Aynada dikkatli bakarsanız, iğne deliği büyüklüğündeki delikleri kendiniz de görebilirsiniz. Bu deliklerden geçen gözyaşı üst ve alt kapakta olmak üzere iki tane gözyaşı kanalcığına yönelir. Bu kanalcıklar gözyaşı kesesine açılır" şeklinde açıklamalar yaptı.
Akmayan gözyaşı bakteri üretir
Prof. Keskinbora, “Bebek anne karnında büyürken, gözyaşı kanalının buruna açılan kısmı bir zar ile kaplıdır. Zar doğuma yakın bir zamanda kendiliğinden açılır. Bu zarın açılmaması gözyaşı kanal tıkanıklıklarına yol açan sebeplerden biridir. Bu durum her iki gözü de etkileyebilir. Zar tıkalı oldukça gözyaşının punktumlardan kanalcıklara geçişi olur ancak buruna geçişi olmaz. Bunu, çıkış deliği tıkalı bir lavaboya benzetebiliriz. Musluktan sürekli su akar ancak lavabo deliği tıkalı olduğu için su dışarı taşar. Tıkalı gözyaşı kanalında ise gözyaşları çocuğun yanağından süzülür. Çapaklanma ve kirpiklerin yapışması da sık görülen bir durumdur. Akmayan, durgun bir su, nasıl çok çabuk kirlenirse, gözyaşı kanalı tıkalı olunca da gözyaşı içinde bakteriler ürer. Çapaklanma infeksiyonun varlığını işaret eder. Değerli organlarımızdan biri olan göz sürekli bir infeksiyonla karşı karşıya kalır."
Hekim müdahalesi önemli
Hastalığın tedavi sürecini de anlatan Prof Dr. Keskinbora; "Göz yaşı kanalı tıkalı olan bebeklerin büyük çoğunluğunda bu durum zamanla düzelebilir. Öncelikle oluşan infeksiyonla mücadele etmek gerekir. Antibiyotikli damlalar çapaklanmayı düzeltebilir; fakat, antibiyotikler tıkalı kanalın açılmasına tek başına yarar sağlayamaz. Kanalı açmak için parmakla mekanik masaj da tedaviye eklenmelidir. Bu şekilde parmak altına sıkıştırılan irin veya gözyaşı-irin karışımı kanal ucundaki zarı, mekanik olarak zorlayıp açabilir. Bu gerçekleşirse gözyaşının göz dışına taşması kesilir. Ne var ki, bazı bebeklerde masaj girişimlere rağmen açılma olmaz ve eğer infeksiyon da çok şiddetli ise beklemek doğru olmaz. Bu tedavi başarısız olursa kanala sonda uygulamak suretiyle açmak gerekir. Bu, ehil ellerde özellikle 1 yaşı geçmemek şartıyla çok başarılı olabilir, yüzde 95-98’e kadar varan oranlarda başarılı olabilmektedir. Tıkanıklığın müzminleşmesinin etkisiyle bir yaşından sonra yapılan sondalama girişimlerinde başarı oranı düşmektedir" diyerek bizlere Glakom halk arasında göz tansiyonu yahut Karasu isimleriylede bilinen sinsi seyirli ve körlük nedeni olan göz hastalığı hakkında önemli ip uçları verdi.
Glakom, körlüğe yol açabilir
Sözlerine, "Milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir göz hastalığı olan Glakom, tedavi edilmezse görme kaybına neden olabilir" diyerekdevam eden Prof. Keskinbora, "Kısaca göz içi basıncı olarak adlandırılan göz içi sıvısının basıncı, genellikle, görme yeteneği için gerekli olan göz sinirine zarar verebilecek düzeyde yüksektir. Doğuştan da olabilen bu hastalığın erişkin şekli çoğunlukla 40 yaşının üstünde oluşur. Hastalığın çeşitli türleri vardır. Başlangıcından ilerleme evresine kadarki süre içinde glokomlu kişilerin bir bölümünde de hastalığa ait herhangi bir belirti görülmez. Glokom, birçok hasta tarafından ancak ileri dönemde ve belirgin görme kaybı ortaya çıktığında fark edilebilir. Glokomda görme kaybı oluştuktan sonra geri dönüş olmadığından erken tanı önemlidir. Normal göz muayenesi sırasında tespit edilen anormal göz içi basıncı hastalığın ilk belirtisi olabilir. Göz hekimince düzenli aralıklarla yapılan muayeneler, glokomun erken tanı ve tedavisi için en iyi yoldur" bilgilerini aktardı.
"Normalde göz içi oluşumların beslenmesi için göz içerisinde sürekli olarak bir sıvı yapılır ve bu göz içi sıvısı sürekli olarak bir takım kanallarla göz dışına atılır" açıklamasıyla sözlerini sürdüren Keskinbora, şunları söyledi; "Glokom, göz içi sıvısını dışarı boşaltan kanallarda yapısal olarak tıkanıklık veya bu sıvının boşalmasına karşı bir direnç oluşması nedeniyle sıvının dışa akımının yeterli olmaması ve buna bağlı olarak göziçi basıncının artması sonucu oluşur. Yükselen göz içi basıncı göz sinirlerine zarar verir ve görme sinir hücrelerinin ölümüne neden olur. Göz siniri hücreleri öldüğü zaman da kalıcı görme kaybı oluşur. Glokom, dikkatli bir göz muayenesiyle teşhis edilir. Teşhise yönelik göz muayenesinde hekim, bir takım çeşitleri olan tonometre adlı bir aletle göz içi basıncını ölçer. Göz dibi muayenesi yaparak göz sinirlerini inceler. Gerekli görürse, görme alanında kayıp olup olmadığını belirlemek için görme alanı testi yapar. Buna ek olarak görme siniri lifleri analizi, görme sinir başı analizi ve diğer başka incelemeleri de yapar."
Erken tanı çok önemlidir
Prof. Dr. Keskinbora, açıklamalarını şöyle tamamladı; "Glokoma bağlı görme kaybını önlemenin tek yolu erken tanıdır. Bu nedenle düzenli aralıklarla göz muayenelerinin yapılması önemlidir. Glokom dünyada milyonlarca kişide görülen ve her insanda ortaya çıkabilecek bir hastalıktır. Glokom herkesin karşılaşabileceği bir hastalık olmakla birlikte, bazı risk faktörleri hastalığın ortaya çıkma olasılığını arttırabilir. Glokom riskini artıran faktörleri ise şöyle, ilerleyen yaş, ailede bulunması, sigara, şeker hastalığı, yüksek kan basıncı, miyopi, uzun süreli kortizon tedavisi ve göz yaralanmaları... Glokom, tanı koyulduktan sonra tamamen iyileştirip ortadan kaldırılamasa da, birçok olguda uygun tedavi ile başarılı bir şekilde kontrol altında tutulabilir; görme kaybının ilerlemesinin önüne geçilebilir. Kalıtsal olabileceği için de glokom bulunan ailelerde bütün bireylerin göz muayenesi olması uygundur; zira bu hastalıkta rken tanı çok önemlidir."
Prof. Dr. Kadircan Keskinbora kimdir?
1959 yılında Mardin’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini aynı şehirde, yüksek öğrenimini Hacettepe Tıp Fakültesi'nde tamamladı. Göz hastalıkları konusunda 1987 yılında uzman, 1999’da doçent, 2007’de profesör olan Keskinbora, Namık Kemal Üniveristesi'nden 2012 yılında emekliye ayrıldı. Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kurucu Dekanıdır. Göz Hastalıkları dışında tıbbın başka bir alanında, Deontoloji, Tıp Tarihi ve Etiği dalında ikinci doktorasını 2006 yılında tamamladı. Namık Kemal Ü. Tıp F. Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı'nda da öğretim üyeliği de yaptı. Ulusal ve uluslararası bilimsel, ilgilisi olduğu sosyal ve STK’ların da üye olan Keskinbora, İngilizce, Almanca ve Arapça bilir. Göz hastalıkları alanında Oftalmolojide Sorularla Eğitim, Oftalmolojide Sınava Doğru, Oftalmoloji İle Kesişen Bilim Dalları adlı üç bilimsel kitabı bulunuyor.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik ya da ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde hiçbir içeriği site’de paylaşmayın.