izmir escort rus pornosu porno seyret

Akasya Asıltürkmen'den çarpıcı açıklamalar! 'Eşek gibi damgalıyorlar'

Oyuncu Akasya Asıltürkmen, yaşadığı cinsel saldırının ardından adli süreçte yaşadığı sıkıntıları böyle özetliyor. Asıltürkmen, "Kendimi en aşağılanmış hissettiğim süreç, savcılıkta koluma vurulan kırmızı damgaydı" diyor.

- Bu haber 8136 kez okundu.

Akasya Asıltürkmen'den çarpıcı açıklamalar! 'Eşek gibi damgalıyorlar'
Ünlü oyuncu Akasya Asıltürkmen de cinsel saldırı ve taciz olayları sonrasındaki yargı sürecinde düzeltilmesi gerekenlere dikkat çeken Tweet'ler attı ve kendi yaşadığı olayı anlattı.

Asıltürkmen Twitter hesabından, "Zaten antatmıştım. Madem yeri geldi yine anlatayım, sus diyenlere inat. Artık utanmıyorum çünkü" diyerek paylaştığı yazıda, başından geçenleri ve yaşadıklarını anlatıp, yargı sürecinde yapılması gerekenleri 6 maddeyle sıraladı.

17 yaşındaki bir gencin saldırısına uğramamın üzerinden tam altı sene geçti. Seneleri saymak kolay, çünkü olaydan tam otuz gün sonra doğan yeğenimin yaşı o kadar. Şimdi yazacaklarımı paylaşabilecek gücü de dün akşam timeline'ımda gördüğüm/görmek zorunda kaldığım tweet sayesinde buldum. Senelerdir kafamda dönenleri paylaşmak için bir fırsat işte. Hayata karşı öfkeli, yabani yetişmiş, bu arada geri döndürülemez şekilde hastalanmış bir çocuk. Onu çoktan affettim. Her nerede ve ne yapıyorsa, umrumda değil. En ufak bir intikam alma isteği ya da öfke/korku duymuyorum.

"GÜLŞEN YÜKSEL VE UĞUR DÜNDAR'A KIZGINIM"

Sırf haber değeri taşıdığım için, tüm yalvarışlarıma rağmen, üstünden aylar geçmiş olduğu halde ağzımdan zorla aldığı cümlelerle haber yapan Gülşen Yüksel, olayı ana haber bültenlerinde canlandırma çekmeye üşenmeden, yayınlanmış dizilerimden aldığı parçaları, bir takım saldırı görüntüleriyle kurgulayıp yayınlayan Uğur Dündar ve gibilerini nasıl affedeceğimi ise gerçekten bilmiyorum.

Çünkü 17 yaşındaki çocuğun sadece hasta olduğunu düşünüyorum. Bu gazeteci/haberci tayfasının ise kötü kalpli, hırslı ve merhametsiz oldukları ortada. Kırsalda cinsel saldırıya uğramış kadın/kızların kendini öldürmesi beklenir. Sebebini hiç düşündünüz mü? Sadece namus meselesi değil, hayır. O utancın ağırlığıyla yaşamayı kaldıramadıkları için. Hayır hayır!!! Kızın yaşadığı utancı demiyorum. Bildiklerini kaldıramayan toplumun utancı. Kız, onların utancına kurban verilir. Yorgan gitti, dava bitti! Göz önünde dolaşmasından iyidir. Her gün ona bakarak rahatsız olmaktan kurtulurlar. Vahşilik gibi görünen bu tepkiyi büyük ve daha medeni olduğunu sandığınız toplumlar da verir. Sadece biraz daha soğukkanlılıkla yaparlar. Gerçekten tecrit ederek.



"DÜNYANIN ÖBÜR UCUNA GİTTİM"

O senelerden bu yana iş hayatım tamamen kendi kişisel çabalarım sayesinde sürüyor. Ruh sağlığımın yerinde olduğunu sadece çevremdekiler biliyor. Misal, yeni tiyatro oyunumun röportajları esnasında bir dergiden teklif geliyor diye seviniyorum ama yüzleşme sayfası için aramışlar, başıma gelenleri yazmamı istiyorlar. "Dalga mı geçiyorsunuz? Basına açtığım iki tazminat davası devam ediyor, gizlilik yasasından haberiniz yok mu? Böyle bir şeyi paylaşmamı nasıl beklersiniz?" diye cevap veriyorum, karşımdaki ses binlerce özür dilerken içimden "kahretsin ya, bir daha beni aramayacaklar " diye düşünüyorum! Halbuki ne kadar beğendiğim bir dergidir. Bir yandan herkes beni görsün, takdir etsin isterken, diğer yandan görünmez olmanın yollarını arıyorum. Hatta sırf bu yüzden bir süre dünyanın öbür ucuna gidiyorum. Yok ya, sırf bu yüzden değil, canım gitmek de istiyor, ondan.

"TACİZ HALA DEVAM EDİYOR"

Gülşen Yüksel'e açtığım tazminat davasını başlangıç tarihinden iki sene sonra kaybediyorum. Avukatlık masraflarını ödüyorum ağlaya ağlaya. Çok ağırıma gidiyor. Üstelik karşımdaki avukatlık şirketindekiler kadın oldukları halde kaba, anlayışsız. Sonra yargıtay kararı bozuyor! Avukatlık şirketi ödediğim paranın havuzda kaybolduğunu söylüyor. İspat edemiyorum ve bir daha ödüyorum. O arada mal varlığıma tedbir mi ne koydurmuşlar. İcra memurları filan geliyor. Onları anneme izah etmeye uğraşıyorum. Sonunda davayı kazanıyorum ama yaptığım masrafları bile karşılamıyor.

Google'daki arama motoru başlıklarını kaldırmamı sağlayamıyor. Her an aptalca sözlükvari bir sitede yorum yapmılmasını ya da Twitter'da bir sapığın beni yaşadığım olay üzerinden taciz etmesini engellemiyor. Trafikte bindiğim taksinin şoförüyle kavga eden kadına, ama siz de hatalısınız dediğimde "Hanım hanım, faytoncular bitti, sıra taksi şoförlerine mi geldi!" diyebilmesine mani olamıyor, çenesini kapatamıyor.



"UTANMASI GEREKEN BEN DEĞİLİM"

Haklı olmak, mutlu olmak anlamına gelmiyor yani. Hayatıma devam ediyorum. Eşsiz bir insan olduğumu, yaşadıklarımın değerimden bir şey kaybettirmeyeceğini biliyorum. Bilincim yerinde. Bazı kelimelerin ne kadar güçlü olduğunu, insanların bu kelimeleri sarf ederken dikkat etmesi gerektiğini biliyorum. Zorunlu bir biçimde başına gelen olayın etkilerini toplumla paylaşmış bir insan olarak, diğerlerinin nasıl yardıma ihtiyacı olduğunu, sessizliğin sesi olmam gerektiğini biliyorum.

Utanmıyorum, daha fazla üzülmüyorum. Utanması gerekenlerin kimler olduğunu da gayet iyi biliyorum, biliyorsunuz. Herkes kendi kadarını görür. Başını dik tut kızım! Kabahat sende değil, seni anlamayı beceremeyende.


 Akasya Asıltürkmen, sistemi sorguluyor. Sistemin kadının yanında yer almadığından şikayet ediyor. Cinsel saldırıya maruz kalan kadının işleyişin çarpıklığı yüzünden daha da içine kapandığını ifade ediyor. Ona göre, ilk yalnızlaşma aşaması karakollar.


“Böyle bir travmayı yaşamış kadın / çocuk , uzun süre şokta oluyor. Şokun etkisi henüz zerre azalmamışken berbat bir süreç başlıyor. Daha ifadesi alınırken doğruları, gerçekten başına geleni söyleyemeyebiliyor. Bu yüzden karakol aşaması çok önemli. İfade alan memur sizinle otomobilinizin cami kırılıp teybiniz çalınmış gibi konuşuyor. Masal anlatır gibi belki birkaç saat önce başınıza gelmiş olayı anlatmanızı bekliyor. Hem de tüm detaylarıyla. Sonra mahkemede aynı ifade okumuyor herkesin önünde ve yenisi alınıyor. Ve en saçma olanı da şu; ifadenizi kamuyu bilgilendirmek niyeti altında alıp istedikleri basın organında kullanabiliyorlar! Ben bunu sonradan öğrendim ve inanın bu normal filan değil. Akıl, mantık dışı bir uygulama!”  

“Eşek gibi damgalanıp muayene sevk ediyorlar”
Akasya Asıltürkmen, bu süreçte yaşadıklarını yeri geliyor bürokrasi; yeri geliyor akıl dışı olarak nitelendiriyor. Anlam veremediği olay çok. Kendisini aşağılanmış hissettiği anları da. Ona göre, adli tıbbın komple değişmesi gerekiyor.

“Kendimi en aşağılanmış hissettiğim süreç, savcılıkta koluma vurulan kırmızı damga… Evet kırmızı damga vuruyorlar kolunuza adliyeye sevk edilirken, sizin siz olduğunuzu belirtmek için! Adli tıp raporu almaya gidişimdir. Hangi çağda yaşıyoruz arkadaş! TC kimlik numarası var, okuma yazma var, kimliğim, üzerinde belirgin olması zorunlu fotoğrafım var! Muhtemelen 1942'den beri değişmemiş saçmalıklardan biri. Eşek gibi damgalanıp, muayeneye sevk ediyorlar. Yaşadığın onca şey yetmezmiş gibi.”

“Bu benim sorumluluğum”
‘Neden şimdi’ sorusunun yanıtı bu. Akasya Asıltürkmen, attığı twitlerle farkındalık yaratmaya çalışıyor. Kadınların o süreçte bekleyen can sıkıcı aşamaları özetliyor.
“İnsanlar bunu genellikle niye saklıyorlar sanıyorsunuz? Bu bilgiyle yaşamak, hazmetmek zaten çok zor, bir de başkalarının da biliyor olması bütün kontrolü mağdurun elinden alıyor. Bu bilgi ile size zarar vermek isteyen de oluyor, yardım etmek isteyen de. Herkes kendi kapasitesinde olayı değerlendiriyor. Mukoza gibi, her etkiye açık ve hassas oluyorsunuz. Tabii ki ilk etapta herkesin bilmesini istemezsiniz. Benim bunları rahatlıkla konuşacak hale gelmem yedi senemi aldı.”

Asıltürkmen, kamuoyunda suçlulara verilecek cezanın ne olacağının tartışılmasını eleştiriyor ve yersiz buluyor. Ona göre, asıl konuşulması gereken kadın cinayetlerindeki davaların seyri ve yargılama süreci. Asıltürkmen, hukuki düzenleme şart diyor.

AKASYA ASILTÜRKMEN TWEETLERİ
1. Olay karakola intikal ettiğinde, saldırıya uğramış kadın için psikolog, çocuk için pedagog, ifade esnasında hazır bulunmalı.
2. Mağdurun ifadesi alınırken mutlaka kadın memur talebi karşılanmalı. İfade en önemli aşamalardan biri.
3. Hastane sevki ve muayene, mağdurun ruh hali göz önünde bulunarak yapılmalı.
4. Adli tıp kurulu... Komple değişmesi gerekiyor. Ne kadar yıpratıcı bir süreç, tahmin bile edemezsiniz. İnek gibi damgalıyorlar kolumuzu.
5. Mahkeme . Mağdurun açık adresi, suçlu ve yakınlarının da duyacağı sekilde okunuyor. Yanlış. Aynı salonda havayı solutmak bile yanlış.
6. Adliye muhabirleri. Alınan ifadeler kamuyu bilgilendirmek için haber yapılabiliyor. Sınırlamalar yetersiz. Tamamen gizlilik koyulmalı.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik ya da ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde hiçbir içeriği site’de paylaşmayın.
Misafir Avatar
Emre 3 ay önce

Arkandayız. Senin yaşadıkların hepimizin problemi. Bu karanlığa karşı beraber savaşmalıyız.

Misafir Avatar
BAHADIR 3 yıl önce

BÜYÜK KALPLİ VE ONURLU BİR KADINSIN. YAŞAMDA HERZAMAN KÖTÜ ŞEYLER OLUR, SEN İYİ ŞEYLERİN ÖRNEĞİSİN. ONUN BUNUN LAFINA DEĞİL SEN VİJDANI OLANLARIN LAFINA BAK. KADERİN BİR YERİNDE KÖTÜ YAŞAMAK, HİÇ BİR ŞEYİ KÖTÜLEŞTİRMEZ. SEN AYAKTA OLARAK, DERS VERMİŞSİN ZATEN İNSANLARA. ALLAH RAZI OLSUN.