EVİNE HIRSIZ GİRDİ ŞERİATÇI KESİLDİ! 21 Temmuz 2012, 10:47

Sanatçı Yeşim Salkım'ın Bodrum'daki evine geçtiğimiz günlerde hırsız girdi. Yaşadıklarını Twitter'da paylaşan sanatçı, "Bu hırsızları yakalayınca keseceksin ellerini, bak bir daha yapabiliyorlar mi?" dedi.
 Sanatçı Yeşim Salkım'ın Bodrum'da kiraladığı eve geçtiğimiz günlerde hırsız girdi. Son dönemde Bodrum'da onlarca evi soyan çetenin son hedefi Yeşim Salkım'ın kiralık evi oldu.

Salkım yaşadıklarını twitter sayfasından paylaştı.

Salkım, şunları yazdı:

"Ve bir gün önce biz de Bodrum hırsızlarından nasibimizi aldık. Sabaha karşı evin içinde bir yabancı vardı. Çok kötü bir his. Kiraladığımız eve girdiler. İnanılır gibi değil. Allah'tan hiçbir zarar görmedik. Eşim tarafından kovalanıp 2.kattan atlayıp gitti. Bu hırsızları yakalayınca keseceksin ellerini, bak bir daha yapabiliyorlar mi?"

Yeşim Salkım'ın, "Bu hırsızları yakalayınca keseceksin ellerini, bak bir daha yapabiliyorlar mi?" ifadeleri okuyanları gülümsetti. Şeriatta, "hırsızın eli kesilir" hükmünü hatırlayanlar, "Yeşim Salkım, evine hırsız girince şeriatçı olmuş" yorumunu yaptılar.

Yorumlar

dilek :

tesekkür ederim samil bey yoru,munuz icin

ŞAMİL :

BİZLERİ CEHENNEMLE KORKUTANLAR OKUSUN. CENNET VE CEHENNEM YOLCULARI: Cennet ve cehennemi varsa. Allah’a olan inancından ve saygısından ötürü aşağıdaki soruları soran ben cennet, dini sorularıma aşağıdaki akıl ve ilahı ahla dişi yanıtı veren diyanet mensupları da cehennem yolcularıdır. Aksini iddia eden varsa buyursun. DİYANET BAŞKANLIĞINA. Sitenizde diyorsunuz ki, dini sorular sorun. Bende bu çağrınıza uyarak soruyorum. Allah’ın varlığına, insanoğlunu Allah’la aldatıp onları çıkarlarım uğuruna köleleştirip sömürmek için sözde değil, özde inanan bir insan olarak soruyorum. ALLAH: Kadınları dövün, iki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine bedeldir. Mirasta kadına bir, erkeğe iki, erkekler kadınlardan üstündür, çünkü kazançlarıyla onları yaşatıyorlar. Der mi? Kuran bir öğütten başka bir şey değildir. Söyler mi? Kullarına beddua eder mi? Allah onları kahretsin. Der mi? Kullarına hayvan der mi? Sekiz çift hayvan yaratım. Der mi? Hoşunuza giden: İkişer, üçer ve dörder kadınla evlenebilirsiniz. Söyler mi? Kırk yaşına gelince bana yönelin. Der mi? Allah Kâfirlerin kökünü kesin. Söyler mi? Dağlara, taşlara atlara yemin eder mi? Kutsal aylar çıkınca puta tapanları öldürün, buyruğunu verir mi? Bir insana şu kadını sana nikâhladım. Der mi? Hikâye anlatır mı? Bir insanla konuşur mu? Bir insanla güreşip ona yenilir mi? Bir insanla oturup oğlak yer mi? Büyücülük yapar mı? Önce senin dinin sana, benim dinim bana, bir süre sonra kim İslâm'dan başka bir dine yönelirse onun ki kabul edilmeyecektir. Der mi? Ganimetlerin yarısı senin, yarısı Allah'ındır söyler mi? Beşerin yedi kitabından alıntılar alıp, işte sizlere kitabım der mi? Namaz: iki, dört ve üç vakittir der mi? Beşere ait, 500 rakımını 100 ile çarpıp 50000 rakamına kadar varan yalanı bizlere kendi mesajı olarak sunar mı? Benim yolum için, ölün, öldürün sizleri cennete koyacağım. Der mi? Bu dünyada şarabı yasak edip, öteki dünyada, şarap ırmakları akıtır mı? İnsana ölüleri diriltme yetkisi verir mi? .Şeytan haklı çıktı söyler mi? Hırsızlık yapanın ellerini sizler kesin. Faiz yenleri bana bırakın söyler mi? Zina yapan kadınlar için dört tanık getirin. Der mi? Sunduğu dinin mensuplarına, bunca acılar, ayrımlar, yıkımlar ve çileler yaşatır mı? Sağcıya ödül, solcuya ceza keser mi? Beşere ait kitapları tahrif edip, bizlere kitabım diye takdim eder mi? Ben dilemedikçe kimse iman edemez. Der mi? Zaman ve mekâna göre tavır alır mı? Kullarına, aşağılık der mi? İnsana Merkep der mi? Kadınlar sizlerin tarlanızdır dilediğiniz yerden girin. Der mi? 50000 sene, bir güne eş değerdir. Söyler mi? Bir insan 930 yıl yaşadı. Der mi? Allah, kuluna salât eder mi? Ey iki kadın, Peygamber hakkında dedikodu yapmayın. Söyler mi? Tevrat ve İncil nurdur. Onlara uyun der mi? Şeytan haklı çıktı, kullarımın çoğunu yoldan çıkardı söyler mi? Dişe diş göze, göz, tecavüze tecavüz söyler mi? Ben dilemedikçe kimse iman edemez. Der mi? Onlar sırtlarına kitap yüklenmiş Merkep gibidirler söyler mi? Güneşin batıya kaymasından gecenin karamasına kadar namaz kılın. Birde sabaha yakın namaz kılın der mi? Gündüzün iki ucunda, birde sabah vakti namaz kılın. Akşamlarken, sabahlarken, öğle ve ikindi vakti namaz kılın der mi? Nerede beş vakit namaz? Bu kadar çelişkiye düşer mi? Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüzer değnek vurun. Der mi? Sizleri yarattım, sonra aşağıların aşağısı kıldım. Der mi? Hibe istemeyen kadınları sana helal, diğerlerine ise haram kıldım. Söyler mi? Ey Peygamber, evlatlığının eşini sana helal, ama senin eşini evlatlığına haram kıldım. Der mi? Beşerin yedi kitabını bir pota da toplayıp işte siz kitabım der mi? Yazmaya devam edersem, daha yüz binlerce. Diyanet başkanlığına soruyorum. Yukarıdaki buyruklar,( ayetler) Allah'ın katına mal edilenler birer iftira değil midir? Çünkü yukarıdaki mesajdaki soruların tüm yanıtları, kutsal deyip sarıldığımız kitaplarda mevcut. Yanı kutsal denen kitaplara göre, Allah bu buyrukları (ayetleri) göndermiştir. Eğer yoksa Allah'ın, azabı benim üzerimde olsun. Ya varsa? Hem Allah'ın varlığına inanacaksın, hem de bunca iftirayı, onun katına mal edeceksin. Bundan daha yaman bir çelişki ve daha korkunç bir günah olur mu? Allah, sizlerin: Namazını, orucunu, kurbanını, hacını, zekâtını, türbanını ve duasını kabul eder mi? Allah rızası için Allah'ın huzurunda soruyorum ve yanıt bekliyorum. Kabul eder mi? Aklı başında olan hiçbir insan, bu şirkleri Allah'ın katına mal etmez. İletişim kurarak bu konudaki fikirlerinizi almak istedim. Bel ki, bu konularda yanlış kanıya varmış olabilirim. Acaba Kuran, sonradan korkunç bir şekilde tahrif mi edildi? Yoksa Türkçeye çevrisi yapılırken bariz hatalar mı yapılıyor? Bu konuda beni aydınlatırsanız mutlu olurum. Saygılarımla. DİYANET BAŞKANLIĞININ YUKARIDAKİ SORULARIMA VERDİĞİ YANIT, “ “ Allah’ın varlığına sözde değil, özde inanıyorum" cümlenizle daha sonraki yazdığınız cahilce tenkitlerinizin ne büyük bir çelişki oluşturduğunu farkedemeyecek kadar akli dengeniz bozuk durumda. Allah size acısın ve akıl versin.” ( Diyanet Başkanlığı) EY DİYANET BAŞKANLIĞI BAKIN SİTENİZDE NE DİYORSUNUZ? “ Misyonumuz, toplumun dinî ihtiyaç ve beklentilerine cevap vermek amacıyla İslam Dini'nin temel kaynaklarına dayalı doğru ve güncel bilgi ile toplumu din konusunda aydınlatmak, inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek ve ibadet yerlerini yönetmektir. Vizyonumuz; Türkiye ve dünyada İslam Dini'ne ilişkin her hususta referans alınan, en etkin ve saygın kurum olmaktır.”(Diyanet Başkanlığı ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞINA, Demek ki, Diyanet kurumu Allah’ın varlığına özde değil, sözde inanmakta, çünkü vermiş olduğu yanıt bunun tartışılmaz bir kanıtıdır. Sizlerin misyonu ve vizyonu yukarıdaki iftiraları Allah’ın katına mal edip, bunları da sorduğum için de, şahsıma hakaret etmek midir? Sizlerde Allah’a inanıyorsunuz bende. Pek neden didişiyoruz? Ben diyorum ki, bu buyruklar Allah’ın hiçbir sıfatıyla bağdaşmaz. Ya sizler? Soruyorum. Bağdaşır mı? Bağdaşmaz mı? Eğer Allah’ın varlığına sözde değil, özde inanıyorsanız evet mi? Hayır mı? Yanıt istiyorum. Hem soru sor diyorsunuz, öte yandan soru sorduğum içinde şahsıma hakaret ediyorsunuz. O zaman sorularımızı sizler tanzim edin bizlerde aşağılanmaya ve hakarete maruz kalmadan soralım. Şahsıma yaptığınız hakaretten ötürü Laiklik ilkesini anayasaya koyarak bizleri bunca hurafelerden arındırmak isteyen büyük insan ve büyük devrimci Atatürk’ün yaptığı devrimlerinin önemimi hala idrak edemeyen, diyanet denen kurumu şiddetle kınıyorum. Yasal haklarım saklı kalmak şartıyla, akıl dengesi yerinde olan, onurlu, yürekli, Tanrısal ahlaka sahip Atatürkçü Ulemalar arıyor ve sizleri, Allah’a havale ediyorum. ŞAMİL YÜCEL EMEKLİ BİNBAŞI. DÜŞÜNÜR VE ARAŞTIRMACI.

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder

Etiket Sonuçları