5 yıl sonrasının organize suç çeteleri hazır; SURİYELİLER! 26 Temmuz 2014, 19:33

Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin bir çok il ve ilçesine yerleşen Suriyeliler her gün yeni bir sorun ile karşı karşıya kalmamıza yol açıyorlar.
  Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin bir çok il ve ilçesine yerleşen Suriyeliler her gün yeni bir sorun ile karşı karşıya kalmamıza yol açıyorlar. Gün geçmiyor ki ülkenin değişik bölge ve şehirlerinden Suriyeli mültecilerle ilgili olumsuz bir haber gelmemiş olsun.
Başlangıçta sahiplenme ve yardım etme duygusunun hakim olduğu halkta her geçen gün biraz daha artacak şekilde kaygı ve korkuların ortaya çıktığı gözlerden kaçmazken, özellikle Suriyeli çocukların tavırları büyük tepkilere yol açıyor.

İstanbul'un varoşlarına dağılan ve 'gecekondu semtleri' olarak isimlendirilen ilçelerine yerleşen Suriyeliler, topluma uyum sağlayamadıkları için her alanda sorun olmaktalar. Genellikle işleri ve kalacak yerleri olmayan Suriyeliler, yaşam tarzları, kendi aralarında ve diğer insanlarla yaptıkları kavgaları ve gürültülü bir yaşam sürmeleri açısından uyumsuzluk gösteriyorlar.



'Haftalarca yıkanmadıkları oluyor'

Suriye'deki iç savaştan kaçarak ya da bunu fırsat bilerek Türkiye'ye gelen Suriyeliler, aradıkları hiçbir şeyi bulamadıkları anne porno gibi, olumsuz koşulların da etkisiyle problem olmaya devam ediyorlar. Yol ve duvar kenarlarını, parkları, sahillerive metruk binaları mesken tutan Suriyelilerin durumu gerçekten içler acısı. Çok az sayıda Suriyeli gelirken beraberinde bir süre yetecek veya bir iş kuracak kadar para getirirken, büyük çoğunluğu zaten fakir olduğu için veya getiremediği için bakılmaya muhtaç kaldı.
Suriyeli göçmenlerin sadece küçük bir bölümü devletin sunduğu olanaklardan yararlanır, kamplarda yaşamını sürdürürken büyük çoğunluğu başının çaresine bakmak zorunda kalmış.
Salgın hastalıklara yol açacakları korkusu ciddi anlamda halkı tedirgin ederken, evi barkı olmayan, sokaklarda yaşayan Suriyelilerin haftalarca yıkanamadığı, üstlerinin başlarının koktuğu apaçık gözüküyor.

'Aç ve umutsuz insanın ne yapacağı belli olmaz'

Suriye'den kaçarak ülkemize gelen insanlar içinde en fazla zararı gören ise çocuklar. Genelde okula gitme şansı olmayan, çoğu ailesiyle birlikte sokakta yaşayan, diğer çocuklarla kaynaşamayan bu çocuklar aynı zamanda bilerek ya da kontrol altında tutulamadıkları için suça da itiliyorlar.
Suriyeli çocuklar ve onlar vasıtasıyla toplumu bekleyen tehlikeler gün geçtikçe artıyor. Çeşitli kurumların görevlilerinin verdiği bilgilere göre bu çocukların aileleri onları gelir kapısı olarak kullanıyor. Başka bir deyişle Suriyeli çocuklar ailelerinin ihtiyacını karşılıyor. Bunu yaparken başvurulan yollardan biri dilenciliktir. Dilenen çocuklar diğerlerine göre biraz daha sakin ve zararsız oluyor.
Yurttaşların en fazla şikayetçi olduğu ve yetkililerin de baş edemediği ya da ellerinin kollarının bağlandığı grup ise hırsızlık yapan çocuklar. Açık buldukları dükkanlara, evlere, bahçelere giren bu çocuklar, buldukları her şeyi götürürken, engellemeğe kalkan insanlara zarar da verebilmeteler. "Ne yapacağımızı bilemez olduk. Karınlarına doyurmak için bahçeye aldığım Suriyeli çocuklar giderken bulduklarını da götürmüşler" diyen bir yurttaşa destek veren başka biri ise şunları söyledi; "Hesapsız kitapsız doldurdular bu insanları Türkiye'ye, şimdi de başedemiyoruz. Artık iyiden iyiye korkmaya başladık. Aç ve umutsuz insanların ne yapacağı belli mi olur?"

'Kırmızı ışık belaları gittikçe çoğalıyor'

Suriyeli çocukların en çok rahatsız ettikleri kesim ise sürücüler. İstanbul sokaklarının ve ana yollarının tüm ışıklarında sürücülerin başına bela olan bu çocuklar, kırmızı ışıkta duran araçlar sürücülerine ellerindeki mendilleri satmanın çabasının yanı sıra, 'suriyeliyiz, açız, ekmek parası' gibi duygu sömürücü sözlerle de sürücüleri rahatsız etmekteler. Kırmızı ışıkta rahatsız edilmesi dolayısıyla bir sürücü, "Polisiye tedbirlerle mi, kamplara mecbur ederek mi, memleketlerine göndererek mi ya da birleşmiş milletler eliyle mi olacak bilmiyorum ama bu sorun kesin olarak çözülmeli" derken; "Acısak mı, kızsak mı bilemez duruma geldik" diye çaresizliğini dillendiren başka bir sürücü ise, "Bu çocuklar tam anlamıyla suç makinesi olarak büyüyor. Fazla değil, sadece 5 yıl sonra bunların hakkından kimse gelemez. Siyasi kaygılyarla ve hesapsız kitapsız içeriye doldurulan bu insanların ve okulda olması gerekirken sokakta olan bu çocukların vebali birilerinin boynunda olacak" ifadeleriyle isyanını dile getirdi.

'Saldırganlaştılar, araçların altında kalacaklar'

Araba camı silmek veya mendil gibi bir şeyler satabilmek için kırmızı ışıklarda duran araçların üstüne atlayan, bu arada birbirlerini itekleyen çocuklar ciddi anlamda tehlikelere yol açıyorlar. Zaman zaman sürücülerle çocuklar arasında tartışmalar da yaşanmakta. Çocukların tutumuna tepki gösteren sürücüler, Türkçe ve Arapça küfürlerle, el kol haraketleriyle karşılaşmaktalar. Arabasının tekmelendiğini, ciddi anlamda zarar verildiğini belirten bir sürücü; "Ya bu nedir şimdi, nasıl bir belayla karşı karşıyayız? Devlet yok mu, emniyet yok mu, belediye yok mu? Bu çocukları getirip sokaklara salanlar, halkın başına bela edenler, huzurumuzu kaçanlar görmüyorlar mı bu rezillikleri? Ben şimdi ne yapacağım, kimi kime şikayet edeceğim" şeklinde isyan etti.
Yaşadığı duruma karşı isyan eden sürücünün yanına yaklaşan bir başka sürücü yurttaşın tepkisi ise tesbit şeklinde oldu; "Bakın ben bu yaşıma geldim, böyle bir rezillik görmedim. Şimdi yaşları 5 ile 10 arasında değişen ve adeta sürü halinde saldıran bu çocuklar yakın geleceğin çetelerinin nüvesini oluşturacak. İster görün ister görmeyin, 5 yıl sonrasının çeteleri hazır. Allah ülkeyi yönetenlerden razı olsun."

'Her suç için insan kaynağı hazır'

Yaşananlara başta sürücüler olmak üzere genelde sert tepki gösterilirken, toplum bilimcileri ise yakın gelecekteki karşılaşabileceğimiz tehlikelere dikkat çekiyor. Emniyet güçleri bu çocukların başta hırsızlık olmak üzere dilencilik, fuhuş, uyuşturucu ve yasadışı organ nakli gibi kirli işlerde kullanılabileceklerine; toplum bilimciler ise sayılan bu suç unsurlarının yanı sıra toplumdaki düzenin, huzurun bozulması ve devlet otoritesinin zarar göreceği noktalarını gündeme taşıyor.
"Umarım ülkelerindeki savaş ortamı biter ve giderler, yoksa işimiz düşünemeyeceğimiz kadar kötü" şeklinde değerlendirme yapan bir toplum bilimci, korku ütopyası denilebilecek endişelerini şöyle sıraladı; "Zaten hiç barış içinde yaşamamış, her tür şiddete maruz kalmış ya da tanıklık etmiş bu çocuklar, aile kontrolünü de kaybedince tam anlamıyla pimi çekilmiş bomba gibi olurlar. Bu anlamda ülkeyi yönetenler bir an önce tedbir almalı, toplumun temeline dinamit koymamalı. Yoksa 4-5 yıl sonra yepyeni suç örgütleriyle baş etmek için uğraşırız."
Mahallede evinin önünden birtakım eşyaları çalınan bir yurttaş ise adeta soruna nokta koydu; "Bu gün eşyalarımızı çalan, kapkaç yapan, dilenen ve bağır çağır edip etrafı rahatsız eden bu çocuklar yarının ülkenin başına bela olacaklar."

Yorum Gönder