GERİCİ MİYİZ, MÜSLÜMANLAR AVRUPA'DAN NEDEN GERİ KALDI? 01 Şubat 2013, 21:18

İlk ayeti İKRA (oku) diyen bir dinin mensupları olan Müslümanların, cahil ve bilgisiz olmaları hiç kabul edilemez bir şeydir.
MÜSLÜMANLAR AVRUPA’DAN NEDEN GERİ KALDI ?
İlk ayeti İKRA (oku) diyen bir dinin mensupları olan Müslümanların, cahil ve bilgisiz olmaları hiç kabul edilemez bir şeydir. İslam dini, ilme ve ilimle uğraşmayı bir ibadet kabul etmiştir, o yüzdendir ki Kur’an yeryüzünü şereflendirdikten sonra, en büyük bilim adamları hep Müslümanlardan çıkmıştır. Ortaçağ Avrupası bağnaz dinden ve ilimden uzak
karanlık bir halde yaşarlarken, Müslüman ülkeler medeniyetin ve bilimin keyfini çıkarmakta idiler. Batı bunu fark ettiğinde her zamanki kapkaççı ve bencil politikalarıyla, bu ilmi buluşlara el koyarak gerçek sahiplerini hep dünyadan gizlemeye çalıştı ve yok saydı. Fakat gerçeklerin üstü hiçbir zaman örtülemeyeceğinden, zamanla bazı karakterli araştırmacılar ve bilim adamları sayesinde, bu hakikatler gün yüzüne çıkmış oldu.

“İslamın güneşi Avrupa’nın üzerinde” Kitabının yazarı olan, şarkiyat ilimleri üzerindeki çalışmalarıyla bilinen Dr. Sigrid Hunke diyor ki : Bugünkü Avrupa medeniyetinin çekirdeği 900 yıllık islam medeniyetidir. Avrupa medeniyetinin başlangıç tarihinin başında, Endülüs Devleti ile Avrupa’nın içinde gelişmiş ve bugünkü Avrupa medeniyetini doğurmuştur. Hunke kitabının bir kısmında şöyle demektedir, “6. y. yıldaki Bağdat’ta bulunan hastanelerdeki teşhis, tedavi ve hasta bakımları günümüzdekine yakın bir şekildeydi” demektedir.
Dünya medeniyetine ilk tohumu eken binlerce
İslam ve Türk bilim adamlarından bazıları:


**Cabir İbni Hayyan (721- 815) Batılılar Geber diye tanır, Harun Reşid’in sarayında onun yanında çalışmalarını yapmıştır, Atom bombası fikrinin babasıdır, kimya, fizik, tıp, mekanik, mantık, felsefe ile alakalı yüzlerce eseri olduğu söylenmektedir.

**El Cahiz (779-869) Botanik, zooloji, edebiyat ve hayvan psikolojisine ait eserleri vardır.
**Et Taberi (770-850) Matematik, tıp, felsefe ayrıca islam tıp bilimcileri arasında özel bir yeri vardır, en meşhur eseri bir tıp ansiklopedisi olan, Firdefsül Hikmedir.
**Sabit İbni Kurra (835-902) Matematik, astronomi ve mekanikle ilgili birçok eseri vardır. Difransiyel hesaplarını Nevton’dan çok önce bulan ilim adamıdır.
**El Kindi (796-866) Batılılar Alkhindus diye bilirler. Din, matematik, felsefe, tıp, astronomi, anatomi, göz hastalıkları, pataloji, ve tüm eczacılık dallarında temel eser olan kitapları 270 civarında ilmi eseri vardır. Dünyadaki en büyük 12 bilim adamı içindedir, batılılara çok büyük tesiri olmuştur.
**Er Razi (805-925) Batılıların Rhazes dedikleri Razi, tıp ilminde İbni Sina’dan sonra ikinci büyük tabiptir. Kimya dalında ve tıpla ilgili 184 adet eseri olduğu söylenmektedir.
**El Battani (858-929) Astronomi ve Astrolojiyle ilgili birçok eseri vardır, ve latinceye çevrilip İtalya’da yayınlanmıştır.
**El Farabi (870-950) Felsefe, psikoloji, siyaset, tıp, botanik, zooloji, fizik, ve müzik alanında birçok eseri vardır, ve bir çoğu Latinceye çevrilmiş ve batının çok faydalandığı bilim adamlarından biridir. Müzik alanında da, Müslümanların yaptığı müzikler ve müzik aletleri, yüzyıllarca Avrupa’yı etkilemiştir. İlk müzik ölçülerinin de Müslümanlar tarafından yani, Farabi tarafından bulunup yazılarak, insanlık alemine sunulmuştur. Farabi, ilimleri fizik, matamatik, ve metafizik ilimler diye üçe ayırmıştır. Onun bu metodu, Avrupa’lı bilginler tarafından kabul edilmiştir. Müzik alanında da, dünyadaki büyük müzik dahileri içinde kabul edilen, Osmanlı döneminde yaşamış olan, Abdulkadir Meragi, Itri, ve Dede Efendidir.
**İbni Musa ve Oğulları: 9. y. yılda Bağdat’ta yaşamışlardır, üç oğlu ile beraber Bağdat’ta Dünya’nın ilk rasathanelerini kurduklarını, Sigrid Hunke kitabında bildirmektedir. Astronomi, geometri, makina, mekanik ve mühendislik alanlarında birçok eserleri olup, bugünkü otomasyonun babası sayılan Sibernetik ilmiyle ilgilenmişler, suyla kendi kendine çalışan protatif makinalar yapmışlardır. Daha geniş bilgi, Tubitak’ın çıkardığı Bilim ve Teknik dergilerinin eski sayılarında mevcuttur.

**İbni Firnas (---888) Endülüs’te doğmuş olup, mekanik, kimya, edebiyat, müzik ve astronomi dallarında birçok eserleri olup, ayrıca birçok keşif ve icatları da vardır. Abbas İbni Firnas, Dünya’ da uçmayı fikir eden ve deneyen ilk bilim adamıdır. Yaptığı kanatlarla İspanya’nın Cordoba şehrinde, ilk defa uçma denemesi yaparak havada bir kaç dakika uçabilmiş, fakat sonra düşerek belini kırmıştır. Bunun üzerine bir daha denememiştir, Firnas’ın bu başarısından 6 asır sonra 15. y. yılda yine onun eserlerinden faydalanan, Leonardo Vinci uçmak için birçok çizimler yapmış fakat hiç denenmemiştir.
**Havarizmi (---863) Matematik, coğrafya, astronomi, kronoloji ile ilgili birçok eserleri vardır ayrıca Cebir’i bulan ilk alimdir. Birçok eserleri Latince’ye çevrilip basılmış ve 18. y. yıla kadar Batıda üniversitelerde ders kitabı olarak okutulmuştur.
**İbni Vahşiyya : 9. y. yılda İspanya’da yaşamış büyük ziraat, botanik alimidir.

**Ali İbni Rıdvan: (998-1167) Avrupa’da Rodahom olarak bilinir, astroloji ve tıp alanında eserleri vardır.

**El Biruni : (973-1051) Batının çok iyi bildiği ve bulunduğu asra, Biruni asrı dedikleri Dünya’ nın en büyük alimlerinden biridir. Dünya’nın kendi ekseni etrafında döndüğünü, ve yuvarlak olduğunu bulan ilk alimdir, aynı şeyi kendisinden 6 asır sonra söyleyen Galile, engizisyon mahkemelerince müebbet hapse mahküm edilmiştir. Esasen yalnız bu hadise bile, İslamın ve batının bilime nasıl baktığının bir göstergesidir. Bütün asırlarda İslam bilim adamları, bulundukları devrin hükümdarlarının himayesinde ve çok büyük bir hürmetle karşılanırdı. Halbuki, orta çağ Avrupa’sına bakıldığında, onların din adamları tarafından nasıl aşağılandığı, cahilce bağnaz bir şekilde zorbalıkla nasıl susturuldukları bilinmektedir. Neyse biz yine konumuza dönelim, Biruni Ümit burnunu, Japonya ve Amerika’nın varlığını, ilk keşfeden bilim adamıdır. Milletlerin karakter, etnoloji, ve sosyal yapıları, astronomi, uzay matematiği, farmakoloji, fiziki coğrafya, dinler tarihi, jeoloji, konusunda yazmış olduğu 180 adedi aşan eserleri bulunduğu bildirilmekte olup, bir çoğu Latinceye çevrilmiş ve asırlardır Batıda okunmaktadır.

**Ebul Vefa : (940-998) En büyük matematikçilerden biridir, trinogometri, tanjant, kotanjant, sekant v.s. hesaplamalarını bulan alimdir. Ayrıca, astronomi ile de ilgili eserleri vardır.

**İbnul Heysem : (965-1039) Batılılar, Alhazen diye bilirler, eserlerinin çoğu Latince ve İbraniceye çevrilmiştir. Batı bilimine en çok tesiri olan alimlerden biridir, kimya, fizik, matematik, optik ve astronomi dalında, ayrıca İslam bilim tarihiyle de ilgili bir çok eserleri vardır. Avrupa, ilim, kültür ve sanat alanında karanlık günler yaşarken, bu mevzuda en çok faydası olan alimlerden biridir. Batı onu, “fotoğraf makinasının babası” olarak ta bilir. İbnul Heysem, optikte gölgenin nasıl meydana geldiğini araştırarak, fotoğrafın ilk modelini karanlık odada deneyen ilk bilim adamıdır. 2010 şubat ayında Londra’da açılmış olan İslam alimlerine ait 1001 buluş sergisi, Bilim müzesinde sergilenmiştir. 7. y. yıl ile 17. y. yılları arasında yaşamış olan İslam ve Türk bilim adamlarının eserleri, icat ve buluşları yüzbinlerce kişi tarafından ilgiyle ziyaret edilmiştir.

**İbni Hazm : (994-1064) İspanya’da doğmuştur, dil bilgisi, kelam, tarih ve fıkıh alanında birçok eserleri mevcuttur.

**İbni Yunus : (---1009) Büyük bir matematik ve astronomi alimidir, bunlarla ve trinogometri ile ilgili eserleri mevcuttur.

**İbni Sina : (980-1037) Dünyanın bildiği en büyük tıp alimlerinden biridir, tıpla ilgili eserleri Batıda 6 asır ders kitabı olarak okutulmuştur. Batılılar onu Avicenna diye bilirler, tıptan başka felsefe, ve bütün ilimlerle ilgili yüzden fazla eser bırakmıştır. Dünya ilmine katkısı olan en büyük alimlerden biridir.

**El İdrisi : (1100-1165) Endülüste doğmuştur, Piri Reis’ten de önce Dünya haritasını çizen ilk islam alimidir, coğrafya ve eczacılıkla ilgili eserleri vardır.
**El Karaci : (1019-1129) En meşhur matematikçilerden biridir, 18. asırda eserlerinin bir kısmı Almancaya çevrilmiştir.
**Ez Zerkali : (1029-1087) Batıda Arzachel olarak bilinir, İspanyada Kurtuba şehrinde doğmuştur, en büyük müslüman astronomi alimleri arasındadır, ayrıca matematik, trigonometri üzerine yazılmış eserleri de vardır, eserlerinin çoğu Latince ve İbraniceye çevrilmiştir.
**İbni Rüşd : (1126-1198) Batı dünyası Averroes diye tanımaktadır. İspanyanın Cordova şehrinde doğmuştur. Önce hukuk ve tıp tahsili yapmıştır, Aristo’yu batıya tanıtan odur, fizik ve metafizik kitaplarını şerh ederek batıya tanıtmıştır. Kendisinin Latince ve İbraniceye çevrilmiş bilhassa fizik, astronomi ve tıpba ait birçok eseri vardır, aynı zamanda da iyi bir ekonomisttir, ilk defa para yerine çek kullanmayı düşünen odur.
**Ömer Hayyam : (1038-1123) Büyük bir İslam matematik ve geometri alimidir, aynı zamanda meşhur bir şairdir. Bugün halen İran’da kullanılmakta olan Celali takvimini icat etmiştir. Günümüze kadar gelmiş 12 eseri mevcuttur.
**Et Tusi : (1201-1274) Türk İslam aleminin son devir ansiklopedik alimlerinden biridir. Matematik, astronomi, fizik, mantık, felsefe, kelam ve ahlak üzerine yazılmış eşsiz eserleri vardır.
**Kutbüddin Şirazi : (1236-1311) İslam aleminin eşsiz alimlerinden biridir, tasavvuf, tıp, astronomi, matematik, fizik dallarında yazılmış birçok eseri vardır.
**Muhyiddini İbnul Arabi : (1164-1240) İspanyada doğmuştur, iyi bir dini tahsil almıştır, Şeyhül Ekber diye bilinir, tasavvufla ilgili birçok eseri vardır. Edison hayatını yazdığı kitabında kendisinden üstadım diye bahseder, elektrik ampulünü bulmada onun eserlerinden ilham aldığını yazmaktadır.
**İbni Şatir : (1304-1376) En büyük astronomi alimlerinden biridir, birçok astronomi aleti yapmış olup, bir sürü de yazılı eserleri vardır.

**Uluğ Bey : (1394-1449) Timur’un torunudur, hükümdar olan babası tarafından Horasan ve Maverannehir bölgesinin hakanı olur. Sonra hükümdar olduktan sonra, devrin birçok ilim adamını etrafında toplayarak, 1422 yılında Semerkant’ta hala kalıntıları müze olarak bulunan, meşhur rasathanesini kurar. Doğu ve Batıda astronomi sahasında, el kitabı gibi kullanılan eşsiz bir eseri mevcuttur.

**El Kaşani : (---1436) Matematik, tıp, ve astronomi alimidir, Semerkant’ta Uluğ Bey ile beraber çalışmıştır. En meşhur eseri, Miftahül Hisab devrinin en büyük matematik eseridir.
**Ali Kuşçu : (---1474) Dünyaca ünlü astronomi ve matematikçi Türk bilim adamıdır, uzun müddet Uluğ Beyin yanında rasathane müdürlüğü yapmıştır, Uluğ Bey öldükten sonra, İstanbul’a Fatih’in yanına gelerek, onun himayesinde ilmi çalışmalarına devam eder. Ve ölümüne kadar İstanbul’da kalır, kabri oradadır. Amerika’lılar ilk aya gittiklerinde, orada bir bölgeye onun adını vermişlerdir. Matematik ve astronomi ile ilgili eserleri vardır.

**Akşemseddin Hazretleri : (1390-1459) Fatih’in hocalığını yapmıştır, Pastör’den çok önce mikrobu keşfetmiştir, tıp ve tasavvufla ilgili eserleri vardır.

**Fatih Sultan Mehmet : (1432-1481) Dünya tarihini değiştiren en büyük hükümdarlardan ve bilim adamlarından birisidir, dünyada ilk havan topunu ve makinalarda yağla soğutma sistemini keşfetmiştir.
**Piri Reis : (1465-1553) Bütün dünyanın tanıdığı en meşhur Türk bilim adamlarından biridir. 2. Beyazıt ve Yavuz Sultan Selim devrinde Osmanlı Donanmasında, amiralliğe kadar yükselmiş iyi bir matematikçi, deniz coğrafyası ve haritacılıkta eserleri vardır, bütün dünya onu çizmiş olduğu meşhur dünya haritasıyla tanımaktadır.
**Ali Bin Abbas : 1000 yıl önce ilk kanser ameliyatını yapan alim.
**İbnün Nefs : İlk küçük kan dolaşımını bulan tıp alimidir.
**İbnu Yunus : Galileden önce sarkacı bulan alimdir.
**İbnu Cessar : Günümüzden 900 yıl önce cüzzam hastalığını ve tedavisini bulan alimdir.
**Ebu Maşer : Med ve cezir hareketlerini keşfeden ilk bilim adamıdır.
**Hazini : Nevton’dan önce yerçekimini bulan, ve teraziler hakkında bilgi veren alimdir.
**Kamber Vesim : Verem mikrobunu Robert Koh’tan 150 yıl önce bulan bilim adamıdır.
**Müslüman bilim adamları, birden ona kadar rakamları ve bilhassa sıfırı bulmasalardı, şu anda yeryüzünde bilim ve teknoloji adına hiç bir şey olamazdı.
**Dünya’da ilk mekanik saatler, Harun Reşid zamanında İslam alimleri tarafından icat edilmişlerdir.
**Reyhan El Biruni : Deneysel mekanik, statik, dinamik denge teorisinin kurucusu, özgül ağırlık tayinini yapmış, klasik fiziğin temellerini yazmış, Galile ve Nevton’a yol gösterici olmuş büyük bir ilim adamıdır.
**Cabir Bin Aflah : Elementel astronomi kitabının yazarı, yer bilimci, jeodizi ilminin kurucusu ve en büyük matematik alimlerinden biridir.
**Hazerfen Ahmet Çelebi : (1609-1640) Kendi yapmış olduğu kanatlarla, İstanbul Beyazıt kulesinden atlayarak uçup İstanbul boğazını geçerek karşı tarafa bugünkü adı Doğancılar olan semte kazasız bir şekilde inmiştir. Dünyada 6-7 km. lik bir uçuşu kusursuz olarak uçabilen ilk insan ve Türk bilim adamıdır.
1
**Lagari Hasan Çelebi : 1633 yılında 4. Murad’ın huzurunda sarayın bahçesinde, kendi yapmış olduğu 7 kollu roketle, yakıt olarakta barut macunundan hazırladığı karışımı, ateşlemiş ve takriben 300-350 mt. kadar yükselip, düşüş anına geçerken üzerinde bulunan kanatlarla sarayın bahçesine yumuşak bir inişle geri dönmüştür. Padişah, kendisine değerli hediyeler vererek ödüllendirmiştir. Ve yine Dünyada roket yaparak uçan ve sağlam bir şekilde yere inen ilk Türk bilim adamıdır. Weekly Word, News dergisi, Norveçli bilim adamı Rovvafik, ilk uzay roketini Türk’lerin icat ettiğini batı dünyasına kabul ettirmiştir. Batının bu ve buna benzer şeylerden hiç bahsetmemesi tamamen ideolojik bir meseledir, kaldı ki, esas acı olan bizim aydın kesimimiz ve halkımız bu gerçeklerin ne kadarını bilmektedir.?
**Dünyada İlk Denizaltıyı Osmanlı Yaptı...
Osmanlılarda "Tahtelbahir" denilen denizaltı, ilk defa Sultan Üçüncü Ahmed Han devrinde, Tersane baş mimarı İbrahim Efendi tarafından yapıldı. Timsah şeklindeki denizaltının, deniz yüzeyine çıkıp tekrar denize dalması, Sultan Üçüncü Ahmed Han'ın çocuklarının sünnet merasimine tesadüf ettirilmiş ve bütün İstanbul halkı hayretle bu gösterileri seyretmişti.
Denizaltı ilerleyerek padişahın bulunduğu yönde durmuş ve selamlama merasiminden sonra tekrar denize dalmıştı. Bu merasim esnasında batıp çıktıktan sonra denizaltının baş kapısı tarafından beş asker çıkarak bu muhteşem icadın maharetlerini göstermeye muvaffak olmuşlardı.
**Bugün, İstanbul Süleymaniye Kütüphanesinde dünyada bir eşi daha olmayan el yazması, 300 bin cilt tek nüsha ilmi eser vardır. Bugün hala maalesef bizlerden çok yabancı ilim adamları tarafından tetkik edilmektedir. Böyle bir tetkik neticesinde tahminen 20 yıl kadar önce, Tubitak’ın çıkarmış olduğu Bilim ve Teknik dergisinde, çıkan bir yazıda, Süleymaniye Kütüp-hanesinde bir ilmi eseri inceleyen yabancı bir bilim adamının beyanatı yayınlanmıştı.
O yazıda günümüzden 700 yıl önce, yani Avrupa’dan da 500 yıl önce petrolle çalışan motorun projesini ve çizimlerini kitabında yazmıştı. Ebul İzz namında ki bu Türk bilim adamını, o araştırmacı yüzünden belki Avrupalıların çoğu bundan haberdar olmuşlardı, ama bizlerin yüzde kaçı bu haberi duymuş olabilir.
Burada ki en mühim mesele şudur, bizim ecdadımızın bizlere miras bıraktığı bu muhteşem ilmi eserlerin içindekilerden hiç birimizin haberi yok, içindekileri bizlere yabancılar bulup haber veriyor olmasıdır. 12. y. yılda yaşamış olan, bir adı da El Cezari olan bu Türk bilim adamının, teknoloji dünyasına hediye ettiği bir çok icatlarından bazıları şunlardır: İçten yanmalı motordan başka, döner manivela sistemi ile buna benzer, günümüzde kullanmakta olduğumuz bir çok otomasyon sistemleri, ve döner sistemleri ileri harekete çeviren sistemler, ağır nesneleri kaldırmak için kullanılan manivela sistemleri, bisiklet ve benzeri icatlar. Bütün bunlar bu meşhur Türk bilim adamı tarafından icat edilerek, insanlığın hizmetine sunulmuştur.
Müslüman ilim adamlarının insanlığa hediye ettikleri ilklerden bazıları.
**Ameliyat : Ünlü Dr. El Zehravi, yaklaşık 1000 yıllarında 1500 sayfalık resimli tıbbi ameliyatların içeriğini anlatan bir ansiklopedisi 500 yıl boyunca, Avrupa’da doktorların başvuru kitabı olmuştur. Ayrıca, El Zehravi’nin bir çok keşifleri arasında, kedi barsağından ameliyat ipini, ilk sezeryan ameliyatını, ilk forsepsiyi sayabiliriz.
**Kahve : İlk olarak 9. y. yılda Yemen’de üretilip içilmiştir, sonra Kahire’ye, oradan da 13.y.yıl da Anadolu’ya, oradan da 16. y. yılda Venedikli tüccarlarla Avrupa’ya geçmiş ve orada kullanılmaya başlanmıştır.
**Üniversite : Faslı bir Prenses olan, Fatima el-Firhi tarafından 859 yılında Fas’ın Fez şehrinde, yanında bir cami de olan ilk üniversite diyebileceğimiz medreseyi kurdurmuştur. Hala açık olan bu eğitim külliyesi, 1200 yıldır hizmet etmektedir.
**Diş fırçası : İlk diş fırçası diyebileceğimiz, misvak bitkisinin köklerinden yapılmıştır, ve halen de İslam ülkelerinin çoğunda kullanılmaktadır. 6. y. yılda Efendimiz (s.a.v.) döneminde onun tavsiyesiyle kullanılmaya başlanmıştır. Misvak bitkisinin salgıladığı bir takım salgılar ağız sağlığına çok faydalı olduğu için, günümüzde misvaktan diş macunu üretilmektedir.
**Hastahaneler : Dr. Sigrid Hunke, eserlerinde 9. y. yılda Bağdat’ta kurulmuş olan muhteşem hastanelerden bahsetmektedir. Bundan başka yine 9. y. yılda Kahire’de aynı şekilde kurulan Ahmet Bin Tolun hastanesiydi, o günkü teknolojiyle en mükemmel bir şekilde hastalara, ücretsiz olarak bakım ve tedavileri yapılmaktaydı.
Müslüman ilim adamları asırlardır, Kur’an dan aldıkları feyzlerle, her zaman devirlerinin hep en akıllı ve en becerikli alimleri olmuşlardır. İncelendiğinde hemen, hemen dünyada ilim ve teknoloji adına ayrıca tarih, edebiyat, fizik, kimya, astronomi, matematik, tıp, felsefe, ekonomi ve benzeri ilim adına ne varsa devirlerinin en parlak yıldızları ve öncüleri olmuşlardır.
Burada yazmamızın mümkün olamayacağı kadar çok, binlerce Müslüman ilim adamları, bulundukları asırlara ışık tutmuş, yol göstermişler, insanlık alemine maddi ve manevi her konuda faydalı olmuşlardır. Ama, acı olan şey onlardan sonra gelen nesilleri, hep birer kötü mirasyedi ola gelmişlerdir. Atalarından kalan bu muhteşem mirasa sahip çıkmamışlar, onların gittiği bilim yolculuğunu terk etmişlerdir. Ortada kalan bu değerli hazinelere de Batılılar sahip çıkarak, ecdadımızın başlatmış olduğu bu bilim yolculuğuna devam ederek, bugünkü duruma kadar gelmişlerdir.
Müslüman olmayan milletlerin yükselmesinde ayrıca daha bir çok faktör vardır. Bunlardan birisi kendilerinde bulunan dünya sevgisidir, ve kendi şahsi menfaatleri için ortaklarının menfaatlerini koruyarak, ortak işlerde birleşerek sabırla çalışıp başarıya ulaşmalarıdır. Yani dünya sevgisi ve şahsi menfaatleri için çok çalışmaktadırlar, bu yaptıkları işte Allah’ın (c.c.) Dünyada ki cari kanunlarına uygun olduğu için de Cenab-ı Hakk onları muvaffak ediyor. Çünkü, ayeti kerimede şöyle buyuruyor: “İnsan emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez” Necm—40
Bu ayet, insanın Müslüman veya başka dinden, veya ateist olmasına bakmadan çalışanın karşılığını göreceğini ifade etmektedir. Eğer böyle olmayıp ta, dünyada her işte Müslümanlar başarılı olurlar, diğer insanlar olamazdı, o zamanda dünya imtihanının sırrı kaybolurdu, herkes şahsi menfaati için Müslüman olurdu, aklını kullanmazdı.
İkinci faktörde, Müslümanların dünya hayatından çok, ahiret hayatına ehemmiyet vermelerindendir. Çünkü dinimiz de, dünya hayatına çok gönül vermememizi, burasının ahiret hayatını kazanmak için bir durak, geçici bir yer olduğunu, insanın bu yolculukta esas varacağı sonsuz bir hayatın var olduğu, ahiret yurduna, sonsuz nimetlerin olduğu cennete bir bilet alma yeri olduğunu bize bildirmektedir.
Yani, burada dünyanın değeri kadar dünyaya, ahiretin değeri kadar da ahirete çalışmalıyız. Bir de şurası var, zannetme ki Müslümanlar dünyayı sevmiyorlar veya düşünmüyorlar, ve o yüzden bugünkü fakir duruma düşmüşler, bu zanda yanlıştır, bilakis Müslümanlar dünyayı fazla sevmeye başladıkları için fakirliğe düşmüşlerdir. Çünkü, “Müslüman’da hırs, sebebi hasarettir” yani, Müslüman bu dünyaya hırs gösterdikçe, daha çok zarar eder, ama zengin olupta kendisi mütevazi bir hayat yaşar da, zenginliğini diğer insanların hayrına harcarlarsa, bu da Allah’ın (c.c.) onlara verdiği dünya malını, ahireti satın almalarına vesile olur.
Meselenin bir başka yönüde şurasıdır, Müslüman’lar dinlerinden dolayı geri kaldı diyenlere cevaptır, bunu diyenler görmüyorlarmı ki Batının ve Avrupa’nın zalim devletleri altında olan sömürgelere, Asyadaki, Afrikadaki milletlere bir bakın islam ülkelerinden çok daha aşağı ve fakirler, ellerinde zenginlik adına ne varsa bu zalim ülkeler tarafından gasp edilmektedirler.


Bir üçüncü faktörde, her Müslüman rızkının yalnız Allah’tan (c.c.) geldiğine ve geleceğine inanırlar ve yalnız O’ na güvenir ve dayanırlar, dolaysıyla da iş hayatında kimseye pek müdana etmezler. “Benim rızkımı Allah veriyor” deyip, başka insanların sıkıntılarına çok katlanmak istemezler. O zaman da uzun müddetli iş ortaklıkları devam edemez, iş hayatında da sabır ve zamanla işler büyür, bu şartlar da oluşmadığı için, Müslümanların çok büyük firmaları ve holdingleri de olamaz, istisnalar olsa da, onlar da Batıdakiler gibi 250-300 yıllık firmalar gibi de mazileri yoktur.
Bu meseleyle ilgili bir kaç faktör daha belirteceğiz, bunlardan biri de Avrupa’nın yücelmesinde, en büyük katkıları olan bu müthiş islam alimlerinin onlarcası, Avrupa’nın ortasında, İspanya’da kurulan Endülüs devletinde doğmaları ve oralarda yaşamalarındandır.
Yine ayrı ve çok uzun vadeli bir neden de, takriben, yaklaşık 2000 yıl kadar devam eden uzun bir zaman dilimi içinde, Çin’den başlayarak, bütün Asyada ki İslam ve Türk ülkelerinden Hindistan’dan geçip, bu yol üstündeki milletlerin kültürlerinden, medeniyetlerinden devamlı bir şeyler alarak, Avrupa’ya gelip bir bilgi ve kültür birikimine sebep olan İpek yoludur.
Bilim ve teknoloji dünyasında, Müslümanların ve Türklerin tesirlerinin bir açık göstergesi de şudur, günümüzde uzay yarışında iki büyük devlet vardır, biri Amerika diğeride Rusya’dır. Rusya’nın bugünkü hale gelmesinde de mühim sebeplerden birisi şudur, uzun yıllar Asya’daki Müslüman Türk devletlerinin, Rusya’nın yönetimi altında kalması ve oralardaki çok zengin kütüphanelerden istifade etmeleridir, bu da araştırıldığında görülecektir.
**Konumuza yine Bediüzzaman hazretlerinin sözüyle devam edelim, şöyle demektedir : “Avrupa bir İslam devletine hamiledir, Osmanlı’da (Bugünkü Türkiye) Avrupa’ya hamiledir” bugün baktığımızda ülkemiz bir Avrupa doğurmuştur, gerek bugünkü yaşam tarzımızla, modasıyla, yeme, içme, müzik v.s. ile. Ama, Avrupa’da bir İslam devletini doğurmak üzeredir. 50-60 yıl öncesinin Avrupa’sına baktığımızda, belki onlarca cami ve çok az Müslüman insan vardı, ama bugünkü Avrupa’da binlerce cami ve milyonlarca Müslüman olduğunu görüyoruz.
Ve bunların bir kısmı Avrupa devletleri içinde parlomentolarına girmiş devlet idarelerinde söz sahibi olmuşlar, ayrıca yerel yönetimlerde bir çok yerde başkanlıklar yapmaktadırlar. Ayrıca Avrupa’nın bir çok yerlerinde, Müslüman ve Türk büyük iş adamları oluşmuştur, ve devamlı da gelişmektedir.
Bugün Batıda çok mühim değişimler daha olmaktadır, tabii Batı derken biz Amerika’yı da kastediyoruz, hergün bu ülkelerde bir çok insan İslam dinini seçmektedir, bunların çoğunluğu da yüksek kültürlü ve İslamı araştırarak İslam dinine geçmektedirler, bizler gibi anadan, babadan görerek taklidi bir şekilde değil, ve bunların çoğu kendi dinlerinin tahrif edildiğini bildiklerinden İslamı tanıyınca bir çoğu da hemen aktif hale gelip, diğer insanlara da bu güzelliği tanıtmak için de bütün gayretleriyle çalışmaya başlamaktadırlar.
Bunlardan bir kaçını da misal olarak söyleyebiliriz, meşhur İngiliz şarkıcı Ket Stevens, şimdi malumunuz Yusuf İslam olmuştur, Fransız ilim adamı, Müslüman olduktan sonra güzel bir araştırma sonucu yazmış olduğu “Kitab-ı Mukaddes Kur’an ve Bilim” kitabının yazarı olan Moris Buka, yine meşhur bir Fransız olan Rojer Garadu ve daha bir çok bilim adamları araştırarak İslam dinine geçmişler ve bu geçiş her gün hızlanmaktadır, “Avrupa İslam’a hamiledir sözü” bütün dünya İslam’a hamile olarak, tezahür etmektedir, İnşaallah.
**Bu mesele ile ilgili bir hadiseyi aktarayım, 1991 senesinde Rusya’nın dağılmasıyla ilgili şaşkınlık devam ederken, bir gazetede enteresan bir yazı vardı. Adını şimdi hatırlayamadığım o gün yaşamakta olan, Fransa’nın meşhur tarihçilerinden birinin demeciydi ve şöyle diyordu : “Müslümanlar din olarak, bütün Avrupa’ya hakim olacaklar, batının çoğu İslam’a geçecek, bizler bugün bunu yalnız geciktirmeye çalışıyoruz” diye devam ediyordu.
Tabii bugün insanlık tarihini araştıran bu işin uzmanları, tarihin seyrinden, insan davranışlarından, ileride olabilecek bazı değişimleri şimdiden tahmin edebilirler, böyle bir geleceği hissetmeleri de normaldir. Avrupa’dan başka, Doğu’da da mühim şeyler olmaktadır, 2009 Aralık ayı içinde, Rusya devleti bir karar aldı, Rusya’da İmam Hatip okulları açarak, eğitimli din adamı yetiştirmek istiyorlar. Yine, bir kaç ay önceki televizyon haberlerinde Rusya’da büyük bir cami açılışı töreninde, Putin ve Medvedev’in çok saygılı duruşları ve davranışları görülüyordu. Kim bilir ki, bakarsınız Rusya batıdan önce Müslüman olabilir.
“İstikbal yalnız ve yalnız İslamiyet’in olacaktır, Hakim, hakaiki Kur’an-iye ve imaniye olacaktır” yani, “Gelecekte bütün dünyada Kur’an hakikatleri ve bundan meydana gelen iman esasları hakim olacaktır” (Hutbeyi Şamiye) (En doğrusunu Allah (c.c.) bilir) Sevgi ve saygılarımla…
ARAŞTIRMA-YORUM: Şefik ALTINBAŞ-Habertempo

Yorumlar

Necdet yukarki :

Bu bilim adamlarının eserlerinin hepsi arapcamı idi?

Kerim :

Okumak için girdim 6. Yy da yapılan teşhis ve tedavi bugüne yakındı cümlesinden sonra bıraktım yazının devamı da bu cümle kadar anlamsız olsa gerek

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder