MİT-yargı krizinin nedeni!

Kanal 7'de Mehmet Acet'in konuğu olan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, yargı-MİT krizi ile ilgili soruları cevaplandırdı. Bozdağ, sorunun çıkış noktasını açıkladı.

- Bu haber 441 kez okundu.

MİT-yargı krizinin nedeni!
 Başbakan  Yardımcısı  Bekir Bozdağ, MİT mensuplarının ifadeye çağrılması ve soruşturmayı yürüten savcının görevden el çektirilmesiyle ilgili ''Burada öyle gözüküyor ki yorum farkından, yanlış yorumdan kaynaklanan sonuçlar ortaya çıkıyor. Terörün içine sızmış kişileri terörle işbirliği yapmış olarak görmek kadar bir büyük yorum hatası olamaz'' dedi.

Bozdağ, Kanal 7'de yayımlanan Mehmet Acet'in sunduğu Başkent Kulisi programında, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve bazı MİT mensuplarının KCK soruşturması kapsamında ifadeye çağrılmasıyla ilgili soruları yanıtladı.

''Yargı-Emniyet-MİT arasında bir güç savaşı mı yaşanıyor? Olup biteni Hükümet olarak nasıl teşhis ettiniz?'' sorusu üzerine, bu süreçte Bakanlar Kurulu toplanmadığı için toplu ve detaylı bir değerlendirme yapılmadığını belirten Bozdağ, ''Yorumların, kanunun yerine geçtiği bir olay gibi gözüküyor bana göre. Çünkü bizim hukukumuzda suç ve ceza ancak kanunla olur'' dedi.

Ülkenin güvenliğiyle ilgili içte ve dışta istihbarat toplama görevinin MİT'e verildiğini, bu nedenle KCK soruşturması içerisinde istihbaratla ilgili isimlerin çıkabileceğini, MİT'in terör örgütlerinin faaliyetlerini takibe almasının ve bilgi toplamasının görev gereği olduğunu ifade eden Bozdağ, 'Ben sizin içinize girdim' demeden, örgüt üyeliği suçunu işlemeden örgütün içine girilmesinin mümkün olmadığını vurguladı. Bozdağ, şöyle konuştu:

''Milli İstihbarat'ın terör örgütü içine sızmalarına baktığınızda, sızmanın suç işlemeden yapılma imkanı yok. Oraya girdiğiniz zaman o faaliyetlerin içinde olduğunuz zaman karşıdakilerin güvenini kazanmak için de bazı şeyler yapması gerekir ama burada önemli olan şu, bu yaptığı şeylerin ülkenin aleyhine sonuçlar doğurmaması. Askerimize, polisimize kurşun sıkılmaması, canlı bomba eylemlerinin yapılmaması... Bunlar zaten yok, olması da mümkün değil, düşünülemez de zaten.

Bunların içerisine girdiğinde bir takım kanunların suç olarak tanımladığı bazı fiilleri işlemeden bunların yapılma imkanı yok. Onun için MİT Kanunu var, onun için deniyor ki: Bunların görevi sırasında yaptıkları bir takım eylemler olursa, onu da Başbakanın iznine bağlıyor. Peki burada ne yapmak lazım? Soruşturma yaparken MİT mensubu birisi çıktı, baktınız irtibatları var, bu doğru mu, eğri mi? Siz soruşturmayı yürüten kişi olarak, MİT mensubuysa bununla ilgili bilgileri alman, sorman gereken yerler var. Eğer MİT mensubuysa soruşturmada ona göre bir usul takip edilmesi lazım ama burada, işin içerisinde soruşturmanın seyrine baktığınızda böylesi bir ayrıma gidilmediğini çok açık, net görüyor insanlar.

Burada yorumdan kaynaklanan bir hadise olduğunu düşünüyorum ben. Soruşturmayı yürütenler yorum noktasında, değerlendirme noktasında farklı bir değerlendirmeye tabi tuttuklarını düşünüyorum çünkü 250. maddeyi siz eğer çok geniş yorumlarsanız ve onu mutlak bir yorum ilkesi olarak kabul ederseniz o zaman bu ince ayrımları yapma imkanı ortadan kalkar. Bence kanunla değil, yorumla bir suç iddiası var gibi geliyor.''

-''Elmayla armudu birbirine karıştırmış''-

Bozdağ, ''silahlı eylemlerin görmezden gelindiği, KCK yapılanmasının MİT gözetiminde tamamlandığı'' iddialarının basına yansıdığının hatırlatılarak, görev ve suç arasındaki ince sınırın ne olduğunun sorulması üzerine de ''MİT'in istihbarat toplamak ve ilgili yerlere bildirmekle görevlendirildiğini, eylem olurken doğrudan müdahale etmenin görevi olmadığını'' anımsattı.

İstihbarat toplama dışında bir görev yüklenmesi halinde bunun yerine getirilmesinin mümkün olmadığını, böyle bir durumda ilgili kişinin deşifre olduğunu ve tasfiye edildiğini ifade eden Bozdağ, ''Bu çok tehlikeli bir görev. Deşifre olduğu zaman hayatıyla ödemesi gereken bir bedel var ortada. Bu görevi yapanlar, büyük bir fedakarlık gösteriyorlar ülkeleri, vatanları, insanları için'' dedi.

Toplanan bilgiler ışında pek çok başarılı operasyon yapıldığını dile getiren Bozdağ, ''Bakıyorsunuz bir canlı bomba yakalanıyor, evlerde bomba düzenekleri, silah depoları bulunuyor. Sokakta gezen polis 'şurada bir şey vardı, ben bir bakayım' deyince mi oluyor bunlar? Hayır, bu bir istihbaratın sonucu, elde edilen bilginin değerlendirilmesiyle yapılan operasyonda ortaya çıkarılan durum. Burada sorun bununla ilgili kısmı, ben daha önce ifade ettim, elmayla armudu birbirine karıştırmış'' dedi.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, ''Bu soruşturma kapsamında yapılan usul hataları, KCK kapsamında, belki de PKK'nın da içerisinde pek çok istihbarat görevlisinin deşifre olması sonucunu maalesef doğurdu. Oraya yıllarca emek verilerek girilmiş, nüfuz edilmiş yapılar, çünkü şüphelenilen kişiler belli, onlarla irtibatlı olan kişiler... Bir bakıyorsunuz bu fayda mı, zarar mı doğuruyor? Bu maalesef usul hataları, yanlış bir değerlendirme, yorum nedeniyle'' diye konuştu.

Yorum yetkisinin savcıya ve mahkemeye ait olduğunu, buna karışılamadığını ancak yanlış yorum yapılması durumunda da bunun söylenmesinin hak olduğunu vurgulayan Bozdağ, sadece Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 250. maddesine bakılarak yapılacak yorumun sonucunun, MİT Kanunu ve 250. maddenin birlikte değerlendirilmesiyle aynı olmayacağını söyledi. Bozdağ, ''Burada öyle gözüküyor ki yorum farkından, yanlış yorumdan kaynaklanan sonuçlar ortaya çıkıyor. Terörün içine sızmış kişileri terörle işbirliği yapmış olarak görmek kadar bir büyük yorum hatası olamaz'' dedi.

-''Herkesten şüphe sonucunu doğurur''-

Bu olayla Hükümetin doğrudan hedef alındığına dair yorumlar yapıldığını hatırlatılması üzerine de Bozdağ, bu çerçevede çeşitli komplo teorileri ve senaryolar dile getirildiğini, olayın arkasında ''şu var, bu var'' denildiğini kaydetti. Bozdağ, şunları söyledi:

''Hangi alternatif olursa olsun, bunları kabul etmek çok korkutucu ve çok ürkütücü. Türk yargısını başka güçlerin emrine verip, onların yabancı ülkelerin emriyle hareket eden... Her yorum bu sonucu doğuruyor. Yabancı güçler var, onlar yargıya hükmediyorlar, yargıdan siyasal iktidara, oradan başka yere. Hangi yoruma, senaryoya bakarsanız bakın, orada Türkiye için kötü sonuçlar var. Bu senaryolar üzerinden, 'bunlar doğrudur, şöyledir, böyledir' deme imkanım yok. Çünkü biz senaryolar ve yorumlar üzerinden değil gerçek bilgi üzerinden sonuca gitmemiz lazım, biz Hükümetiz. Siyasetçiler, akademisyenler, basın bu yorumları yapabilir ama Hükümet yorumdan öte bilgiyle, gerçeklikle hareket etmek zorundadır. Biz gerçek bilgiyle hareket etmeyi yorumlarla hareket etmeye her zaman tercih ederiz. Bu yorumların hepsinin sonucu çok korkutucu sonuçlar. Herkesten şüphe gibi sonuçlar doğurur. Bu yorumlara hak verdiğinizde 'Hiç kimseye güvenmeyeceksiniz' anlamı çıkar. Biz o yorumların üzerine bir gerçeklik bina etmenin ülkeye çok büyük zarar vereceğine inanıyoruz.''

Bozdağ, ''Hükümet hemen tepki verdi, savcı el çektirildi. Yasa maddesini de jet hızıyla gündeme getiriyorsunuz. Bütün bu yapılanlar, doğrudan hükümeti ve MİT'i hedef alan bir olay mı sorusunu akla getiriyor'' denilmesi üzerine, Türkiye'de yasama, yürütme, yargı erklerinin, kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği ayrı olduğunu belirterek, yasamanın yasa yaptığını, yanlış yasaları, yanlış uygulanan yasaların neler olduğunu tespit ettiğini, yürütmenin de yanlış, eksik yapan varsa onları denetlemek, görevden almak gibi görevleri bulunduğunu söyledi. Yargının ise bağımsız olduğunu ifade eden Bozdağ, Başsavcılığın da bağımsız, kendi içinde yapılan yanlışlara karşı kendine has bir mekanizması bulunduğunu kaydetti.

-''Terörle işbirliği yapmış gibi yanlı, sakat bir yorum olur mu?''-

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, şunları söyledi:

''Yanlış bir hukuki yorum, yanlış bir takım değerlendirmeler var, yapılan yanlışlar var. Bu yanlışlar karşısında kimse seyirci kalmaz. Yasama organı bir madde çıkarmış, niçin çıkarmış amacı da belli. Onun en doğru yorumunu yasama organı yapar çünkü yasama organı çıkarmış. Sizin çıkardığınız gaye belli ama uygulayıcılar sizin hiç murat etmediğiniz şekil ve yöntemde o yasayı yorumluyor ve uyguluyorlarsa o zaman yasama organı da der ki 'benim maksadım bu değil', o zaman yasama organı neden yanlış yorumladıklarına bakarak, yanlış yorumu ortadan kaldıracak bir yasal düzenleme yapabilir. Bu anayasa tarafından verilmiş bir haktır.''

Olayda ülkenin de aleyhine sonuç doğuran bir durum bulunduğunu, MİT'in terör örgütlerinin içine sızabileceğini söyleyen Bozdağ, ''Siz bundan sonraki süreçte, terör örgütünün içine canı pahasına sızıyor, 'ben şehit olurum' diyor ama öte yandan sızdığı zaman da terörle işbirliği yapmış gibi yanlı, sakat bir yorum olur mu? 'Sen bunun içine sızdın onunla oturdun konuştun, sen terör örgütüyle işbirliği yaptın' dediğin zaman ülkenin güvenliği açısından toplanması gereken istihbaratı biz nasıl toplayacağız'' diye konuştu.

Bekir Bozdağ, ''CMK 250 ve 251. maddesi çok açık. 'Terör suçu varsa savcı makam mevki bakmadan doğrudan harekete geçer' diyor kanun çok açık. Buradan bakınca savcının yaptığının neresi yanlış?'' sorusu üzerine de Ceza Muhakemesi Kanunu'nun genel bir kanun olduğunu, genel düzenlemeler içerdiğini belirterek, şunları söyledi:

''Buradan baktığınızda hiç bir sorun yok ama bir de özel kanun var. MİT Teşkilat Kanunu'nun 26. maddesi var. 'MİT mensuplarının görevlerini yerine getirirken, görevin niteliğinden doğan veya görevin ifası sırasında işledikleri iddia olunan suçlardan ötürü hakkında cezai takibat yapılması Başbakanın iznine bağlıdır'. İki tane kanun var. Öbürünü okuduğunda doğru, bunu okuduğunda bu da doğru. O zaman burada özel kanun, genel kanun uygulamasına bakılır. Bakılıyor ki savcılık makamı 250'yi özel değerlendiriyor ama burada özel yasa CMK değil, MİT ile ilgili kanundur, 26. maddedir. Bu benim görüşüm. Hukuki olduğunu da düşünüyorum. Bu konuda farklı düşünenler de var, kimi '250 özelin özelidir' diyor, bunu da doğru bulmam. Olaya baktığınızda uyuşturucu madde, organize suç örgütü veya terör örgütleriyle MİT mensupları işbirliği, dayanışma içinde birlikte hareket etme var mı, yok mu bunu ayırt etmek gerekiyor.''

-''İdari bir tasarruf''-

Dosyadan el çektirilen savcı hakkında adli bir soruşturma yapılıp yapılmayacağının sorulmasına karşılık da Bozdağ, dosyadan el çektirilmesinin yargının içinde, idari bir tasarruf olduğunu belirterek, ''O bizim işimiz değil. Yargının kendi içerisinde yapacağı bir tasarruf. Yargı ne yapar, ne eder kanaati nedir bilemeyiz. Önemli olan bunların kasten yapılmamış olmasıdır'' dedi.

''(PKK içindeki MİT'çiler deşifre oldular, ciddi güvenlik sorunu ortaya çıktı) diyorsunuz. O zaman başka türlü suçlar ya da ithamlar mı ortaya atılmış'' sorusuna Bozdağ, ''Hayır, 'siz kasten bunu yaptınız' demedim. 'Kasten yapılıyor' da demedim, demem de mümkün değil. Ben hep bunun bir yorum hatası olduğunu söyledim, yorumda öyle yaptığı zaman, 'bu maddeden böyle anlıyorum' dediği zaman 'kasıt vardır' demek yanlış olur. Ben burada yapılan özensiz, dikkatsiz yorumun, iki kanunun birlikte değerlendirilmesinin ortaya çıkardığı sonuçlar üzerinden değerlendirme yapıyorum. O kadar emek, gayret yapılıyor. Bir özensizlik, bu kadar emeği, gayreti boşa çıkaran sonuçlar doğurabiliyor. O yüzden bu soruşturmaları yapanlar herkesten daha çok çok özen ve dikkat göstermek zorunda'' yanıtını verdi.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, ''CMK'nın 250. maddesinin birinci fıkrasına, MİT görevlileri hakkındaki tahkikatın izne bağlanmasını öngören bir ek yapılması durumu kurtaracak mı?'' sorusu üzerine, yasada, yorum yoluyla ortaya çıkması gereken ve açık olan bir konu görülmediği veya uygulamasında tereddüt olduğu için konunun açıkça Kanun içine yazılma gereği duyulduğunu söyledi. Bekir Bozdağ, ''Kanun bunu açıkça yazsın. Böyle tereddütler de ortaya çıkmasın, yorum farkını ortadan kaldıracak bir düzenleme bu'' dedi.

Bu ülkenin güvenliğine her zaman sahip çıkacaklarını söyleyen Bozdağ, ''O noktada kimsenin tereddütü olmasın. Yanlış yapana en önce cezayı soruşturma izni vererek Başbakan keser'' dedi.

''(MİT, Allah'ın sevgili kuluymuş, ne kadar kıymetliymiş, bir dokununca hemen korumaya aldılar. Başbuğ'a tutuklama kararı verilirken hükümet neden sahip çıkmadı) diye yorumlar var'' denilmesi üzerine de Bozdağ, ''İki şeyi birbirinden ayırmak lazım. Orada görev tanımı içinde olmayan isnatlar var. Buradaki olay iki kanunun yanlış değerlendirilmesinden kaynaklanan bir durum. CMK 250'den dava açılması, herkesin aynı fiili işlediği gerekçesiyle soruşturulduğu anlamına gelmez'' dedi.

Kişiye özel düzenleme yapıldığı yönündeki eleştirilerin hatırlatılmasına karşılık da Bozdağ, kişiye özel bir düzenleme kesinlikle yapılmadığını, yapılmak istenen düzenlemenin genel bir düzenleme olduğunu ifade etti.

AA

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik ya da ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde hiçbir içeriği site’de paylaşmayın.