banner156

Dikkat evinize el konulabilir!

TBMM’de kabul edilen yasa, riskli yapıların yıkımı konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Bakanlar Kurulu ile TOKİ’ye geniş yetkiler veriyor

- Bu haber 860 kez okundu.

Dikkat evinize el konulabilir!
banner196
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “iktidarı kaybetsek bile yapacağız” dediği ve TBMM’de önceki gün kabul edilen “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Yasa”, “kentsel dönüşüm” adı altında afet riski taşımayan alanlardaki konut ve diğer yapıların da “uygulama bütünlüğü” açısından yıkımının yolunu açarken büyük bir “rantsal dönüşüm”e de kapı aralayacak. Düzenlemeyle, konutu hakkında “yıkım kararı” verilen yurttaş, dava açsa da “yürütmeyi durdurma kara kararı alınamayacağı” için yıkımı engelleyemeyecek.

Yasa şu düzenlemeleri öngörüyor:

- Riskli yapıların tespiti, öncelikle yapı malikleri veya kanuni temsilcilerince, masrafları kendilerine ait olmak üzere, lisanslandırılan kurum ve kuruluşlara yaptırılacak.

Deli Dumrul yetkisi

- Askeri alanlar dahil, Hazine’nin özel mülkiyetinde bulunan riskli alanlarda ve rezerv yapı alanlarındaki taşınmazlardan; kamu idarelerine tahsisli olanlar, Bakanlar Kurulu kararıyla; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na tahsis edilecek veya TOKİ ve belediyeye bedelsiz devredilebilecek.

- TOKİ veya belediye, kanun kapsamındaki proje ve uygulamalar süresince, riskli alanlarda, riskli alanların bulunduğu taşınmazlarda ve rezerv yapı alanlarında, her türlü imar ve yapılaşma işlemlerini geçici olarak durdurabilecek. İşlemler sonuçlandırılıncaya kadar Maliye Bakanlığı’nca satılamayacak, kiraya verilemeyecek. Belediye ve TOKİ’nin talep etmesi halinde, söz konusu yapılara, elektrik, su, doğalgaz hizmetleri verilmeyecek.

- Maliklere yapıların yıkılması için 60 günlük süre verilecek. Bu süre içinde bina yıktırılmadığı takdirde “idari makamlarca” yıkılacak.

şte o yasa taslağı ve eleştiriler...

5 soruda Afet Yasası


Meclis’te görüşülen yasa tasarısı binlerce bina sahibini ilgilendiriyor ancak kamuoyunun henüz bu konuda yeteri kadar bilgisi yok. www.habertempo.com  okurları için  tasarının can alıcı bölümlerini 5 başlık altında topladık.

1- Hangi binalar yıkılacak?

Deprem açısından riskli bölgeleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile belediyeler belirleyecek, Bakanlar Kurulu onaylayacak. Hem belirlenen risk alanları içindeki binalar hem de riskli alanlar dışında olup ‘ekonomik ömrünü tamamlamış olan ya da yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıyan’ binalar yıkılacak. Proje gereği riskli alanlardaki sağlam binalar da bakanlık kararıyla yıkılabilecek.

2- Riskli yapılar nasıl belirlenecek?

Halk riskli yapıları bedelini kendi karşılayarak tespit ettirecek. Verilen süre içinde yapılmayan tespitleri bakanlık veya belediyeler yapacak, masrafları yine vatandaş karşılayacak. Tespite itiraz yedi kişilik bir heyet tarafından karara bağlanacak: Bunlardan üçü bakanlıkta görevli kişiler, dördü ise üniversitelerden öğretim üyeleri olacak. Bu heyet de kararını verdikten sonra yıkım kararı değiştirilemeyecek. Zira yasada açılan davalarda yürütmeyi durdurma kararı verilmesi engelleniyor. Bu yüzden mahkeme yıkımın iptali yönünde karar verse de yürütmeyi durdurma kararı engellendiği için dava sonuçlanana kadar yıkım zaten gerçekleşmiş olacak.

Binalarını yıktırmayanları ise yasal işlem bekliyor. Tasarıda bu konuda “Riskli yapıların tespiti, tahliyesi ve yıktırma i? ve i?lemleri ile de?erleme i?lemlerini engelleyenler hakkynda, i?lenen fiil ve halin durumuna göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (kamu düzeni) ilgili hükümleri uyarynca başsavcılığa suç duyurusunda bulunulur” deniliyor.

3- Riskli yapılar nasıl yıkılacak?

Öncelikle mülk sahipleri ile anlaşma yoluna gidilecek. Yalnızca ‘anlaşma ile tahliye edilen’ yapılarda oturanlara geçici konut/işyeri tahsisi veya kira yardımı yapılabilecek. Şayet mülk sahipleri verilen süre içinde riskli binayı yıkmazsa, yıkım bakanlık tarafından gerçekleştirilecek, masrafı yine yapı sahibi karşılayacak. Bu süreçte bakanlık, TOKİ veya belediye tarafından talep edilmesi halinde, riskli binaların elektrik, su, doğalgazı kesilecek, satışı ve kiralanması yasaklanacak. Enkaz bedeli ödenmesinin usul ve esasları Bakanlar Kurulu’nca belirlenecek.

4- Bina yıkıldı... Sonra ne olacak?

Yıkımdan sonra o binanın ilgilileri kat maliki değil, arsanın hissedarı haline gelecek.

Yapılacak projeyle ilgili karar verilirken hissedarların 3’te 2’sinin onayı yeterli olacak. Karara katılmayanların arsa payları açık arttırmayla diğer hissedarlar arasında satışa çıkarılacak. Diğer paydaşlar almazsa bakanlık tarafından rayiç bedel ödenecek. TOKİ, ihale edilecek arsanın bedelini SPK’ya bağlı ekspertizlerle belirleyecek.

Eğer bir ay içinde ortak anlaşma sağlanıp karar verilemezse acele kamulaştırma yoluna gidilecek.
Anlaşmayla tahliye edilen, yıktırılan veya kamulaştırılan yapılardaki hak sahiplerine bakanlık tarafından işyeri, arsa veya konut sertifikası verilebilecek.

Bunlardan konutunu ve işyerini kendi imkânlarıyla yapmak veya edinmek isteyenlere de kredi verilebilecek. 775 sayılı Gecekondu Kanunu’na göre yoksul veya dar gelirli olarak kabul edilenlere verilecek olan konut veya işyerleri, borçlandırma suretiyle de verilebilecek. Afet Yasası çerçevesinde yıkılacak ve yapılacak binaların değerlemeleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TOKİ veya belediye tarafından yapılacak.

5- Yeni binalar nereye yapılacak?

‘Afete maruz bölge’ olarak ilan edilen yerlerdeki mesken ve işyerleri afet tehlikesi olmayan bölgelere taşınacak. İhtiyaca göre Hazine’nin ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının taşınmazlarından tahsis ve devir yapılabilecek.

Uzmanlar ne diyor?

Tarlabaşı Derneği Av. Barış Kaşka: Tarlabaşı’nda uygulanan yasa ile bu tasarı arasında büyük benzerlikler var. Eğer bu yasa öyle uygulanacak ise Tarlabaşı’nda vatandaşın yaşadıkları tüm Türkiye’nin sorunu haline gelecek. Tarlabaşı’nda insanlar mülklerini piyasa değerinin onda birine özel bir firmaya satmak zorunda kaldı; katlı binalar, hanlar, oteller bir daire fiyatına idarenin ve özel şirketin oldu. Satmayanlara çok küçük yerler verildi ve büyük bir borç altına girdiler.

TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu: Yasayla imar ve çevre alanında yürürlükte bulunan tüm yasalar ‘uygulanmayacak mevzuat’ kılınacak, kentlerin tümü ‘riskli alan’ ilan edilebilecek. Bakanlık gerekli gördüğünde yıkabilecek, kamulaştırabilecek, kamulaştırma değerleri de reel değerler üzerinden değil, emlak vergisi bedelleri üzerinden yapılacak. Yapınızı yıktırmamak için direnemeyeceksiniz, aksi halde hakkınızda suç duyurusunda bulunulacak.

Sulukule Dereği Av. Hilal Küey: Bu tasarıya getirilecek en temel eleştiri ‘asla mahkemede yürütmeyi durdurma verilemez’ maddesi. Yürütmeyi durdurma kararının hangi koşullarda verileceği İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 27’nci maddesinde düzenlenmiştir ve her olayın özelliğine göre hâkim tarafından karar verilir. Bu konuda idarenin önceden bir yasa maddesi düzenlemesi, yargının yetki alanına müdahale anlamını taşır, bu da anayasaya aykırıdır.

Yasada mimarlar ve şehir plancılarının eleştirdiği noktalar şöyle:

Yıkım kararına itirazların bağımsız heyetler tarafından değerlendirilmesi için gerekli koşullar sağlanmamış. Heyet, bakanlık görevlileri ve bakanlığın seçtiği öğretim üyelerinden oluşuyor.

Tasarının 3’üncü maddesinin 7’nci fıkrasında yer verilen düzenlemeyle riskli yapıların yanı sıra risk taşımayan yapılar, bakanlığın belirleyeceği sınırların içinde kalmaları durumunda yıkılabilecek.

Risk alanlardaki yapıların tümünün elektrik, su ve doğalgazının kesilmesi yoksul kesimler ve kiracıları mağdur edecek.

Tasarının 6. maddesine göre vatandaşın projeye karşı açacağı idari davalarda yürütmenin durdurulmasına karar verilemez. Bu düzenleme, yasal hakları kısıtlar, ciddi mağduriyetler yaratabilir.

Riskli denilen yapıların tespit, tahliye ve yıkımını engelleyenler hakkında Türk Ceza Kanunu uyarınca işlem yapılması öngörülmüştür. Suç tipi tanımlanmamış ve bir yaptırım öngörülmemiştir. Suç ve ceza tanımlanmalı.

‘Anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine veya kiracılarına geçici konut veya işyeri tahsisi veya kira yardımı yapılabilir’ ifadesi, ‘yapılabilir’ gibi muğlak tanımlamalar içeriyor. Anlaşma yapan bireylere yapılacak yardımlar bakanlığın ucu açık takdir yetkisine terk edilmekte, yardım ve enkaz bedeli ödenmesi konusu tasarı dışında bırakılmakta. Diğer yandan düzenleme, anlaşmayı kabul etmeyecek geniş kesimlerin barınma hakkını engelleyebilir.

Tasarı ile tüm kıyıları, ormanları, meraları, tarım alanlarını, zeytinlik alanları ve hatta sit alanlarını koruma altına alan yasalardan sınırsız biçimde vazgeçilmekte. Bu uygulanırsa doğal, kentsel ve arkeolojik sit alanlarında inşaatın önü açılacak demektir.

Belediyeler, eğer Bakanlar Kurulu kararı edinemezse Kentsel Dönüşüm Projesi uygulayamayacak. Bu, farklı siyasi partilere mensup belediyeler arasında ayrımcılık doğurabilir. 2B arazilerinin satışından elde edilen gelirlerin en fazla yüzde 90’ı dönüşüme aktarılacak. Bu alanların yapılaşma tehdidinden korunması gerekirken bu yönde bir düzenleme orman alanlarının daralmasına yol açacak.

Dr. Haluk Eyidoğan:‘İnsan ve mülkiyet hakkına aykırı’

Deprem uzmanı olan CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, düzenlemenin, insan, mülkiyet, konut ve barınma hakkına aykırı olduğunu belirtti. Türkiye’de 1. derece deprem riski taşıyan alanların ülke yüzölçümünün yüzde 46’sını oluşturduğunu belirten Eyidoğan, “Bu alanın tümü riskli alan diye tanımlanırsa, bütün o alanlardaki yapıların tümü değişecek mi? Bazı yapılar sağlam da olsa ‘projenin bütünlüğü açısından’ gerekirse yıkılabilecek” dedi. 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik ya da ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde hiçbir içeriği site’de paylaşmayın.